27 Mayıs günü Düzce’nin sesi gazetesindeki haberlere göz atarken; dikkatimi çeken haberi görünce şaşırmadım dersem yalan olur.Haberin özeti kabaca şöyle; Gümüşova İMKB Anadolu Lisesi tarafından “Savaş Yıkıcıdır” ve Savaş Yapıcıdır” konulu Münazara yarışması düzenlendi.Canım ne var bunda; ne güzel çocuklar düşüncelerini açıkca savunuyorlar, savunurkende araştırmalar yapıyorlardır ve böylece uygar bir toplumda yapılması gereken düşünceye saygı temelinde tartışıyorlar diyebilirsiniz.Kazın ayağı hiç de böyle değil, peki nasıl.

        1960 lı yıllarda ortaokul ve lisede öğrenciykende, öğretmenlik yaptığım yıllarda da münazaralar yapılırdı.Konular birbirine 180 derece zıt olurdu.Mesela “Eğitimde okul mu önemli, aile mi önemli.? (Bazen ikiside gerekli iken) Önce kalkınma köyden mi başlamalı, yoksa Kentten mi.? Toplumda kadın mı önemli, yoksa erkek mi.?” Bu konuları biraz daha uzatmak mümkün ama, gelelim esas konumuza; çocuk yaştaki kişilere gerçek olmayan, ayrıca tamamen yanlışlığı kanıtlanmış konuları gerçekmiş gibi onları savunmaya zorlamak veya doğru olanı ne pahasına olursa olsun yanlış gibi göstermek için her türlü manevrayı yaptırmak, demagojinin en üst perdesini kulanarak, konuları çarpıtarak dinleyicilerin kafalarını karıştırarak, kim süslü laflar ederse veya hamaset ağırlıklı söylevlerle başarılı olabilirler.Sizce savaş yapıcıdır konusunu öğrenciler nasıl savundular dersiniz, savaşı savunmak aslında suçtur.Cinayet işleyene katil derler, peki milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaşa karar verenler katil değilmi.? Ama bazıları bize bunları kahraman gibi gösterirler.Gözlerden kaçan başka bir şey daha var.Münazarada izleyiciler iki kampa ayrılıyor, kutuplaşmanın en alası yaşanıyor, birbirlerine tahammül edemiyorlar.

           Bu yoz, ilkel eğitim anlayışı okullardan topluma dalga dalga yayılarak, toplumun her alanda kutuplaşmasına, sürekli gerilmesine, düşüncesini kabul ettirmek için şiddete başvurmasına yol açan kişilikler ürettiğimizin ya farkında değiliz, ya da bu tip insan yetiştirmek birilerinin işine geliyor.Hatta yanlışından dönmeği ihanet gibi görüldüğü için mahalleden dışlanıyor veya öteleniyor.Bundan dolayı; bazıları kardeşim ben hep aynıyım hiç değişmedim diyerek kendilerine övünç payı bile çıkartırlar.

       Buradan Milli Eğitim Bakanı sayın hocam Nabi Avcı’ya sesleniyorum; günümüzde hala ilkel sözde tartışma proğramlarına daha ne kadar devam edeceksiniz, Eğitim sendikalarına da sesleniyorum (Eğitimde yetki alan EĞİTİM-BİR’e) bu konular sendikanın görevleri arasına girmiyormu.Aynı; maden ocaklarında metan gazının birikmesi sonucu patlamalar oluyor da yüzlerce kardeşimiz canlarını kaybediyorsa, bu verilen eğitim toplumun patlaması için gerekli olan birer metan gazıdır.

           Son olarak hükümetin Aleviler konusunda yaptığı çalışmalar basına sızdı.İlginçtir aynı münazara konusu gibi Diyanet yetkilisi;”CEMEVİ mabet değildir” diyor. Ey diyanet yetkilisi kim ibadetini nerede yapıyorsa orası onun mabedidir, SANA NE…

  • Abone ol