İnternette gazetelere göz gezdirirken; tarafını açıkca ilan eden gazetenin haber sunumundaki başlık aynen şöyle verilmişti; işkenceye ancak 5 ay dayanabildi.Şaşırmadım dersem yalan söylemiş olurum; Türkiye’de binlerce insan işkenceye uğramış ve işkencede yaşamını yitirmiş yüzlerce insanın acılarına tanıklık ettik; hatta en yakın arkadaşlarım da bu insanlık suçuna maruz kalmışlardı.Bu nedenle bu konuda yazılan çizilenlere karşı duyarlılık gösterdiğimden habere hemen atladım; artık ülkemde her türlü işkence yasaklanmış durumda, haberin ayrıntılarına girince TÜSİAD’ın başkanı Muharrem Yılmaz’ın hükümetin şirketlerine yönelik yaptığı baskılar nedeniyle ancak 5 ay bu işkenceye dayanabildi ve ilk defa TÜSİAD’dan istifa olayı gerçekleşti diyor.Daha önce gazetelerde sendikalı oldukları için işten çıkartılan işçilere baskı yapıldığını ve dirençlerini kırmak için inek dışkısını bile kullandıklarını haber olarak görmüştük.(Muharrem Yılmaz’ın işyerinde) Aynı kişi 1 Mayıs işçi bayramında mesaj yayınlayarak sözde işçi dostu olduğunu göstermişti.Halbuki bugüne kadar TÜSİAD’lılar ali kıran baş kesen gibi her istediklerini yapıyor, kimse bunlara gözünün üstünde kaşın var diyemiyordu.Hatta istedikleri hükümeti kuruyorlar,istemedikleri hükümeti yıkıyorlardı.( Ecevit hükümetini ilanlarla yıktılar) İşin garibi kendilerini solcu olarak addeden bazı yazarlarda TÜSİAD’dan yana çıkarak hükümeti suçluyorlar, Erdoğan karşıtlığı kimleri kimlerle yan yana getiriyor.Solcu denen yazar TÜSİAD’dan bilgi verirken; üretimdeki yerlerini, verdikleri vergilerini, yapılan ihracattaki paylarını dile getirirken Milli Gelirden aldıkları payı ‘unutmuş’ galiba ondan hiç bahsetmemiş.Yıllar boyu ülkenin kremasını yiyenlere dur biraz deyince hepsi ‘devrimci’ kesildiler.Yaşasın “solcu”- TÜSİAD dayanışması.

          Tam işler rayına girdi fena değil derken; barış karşıtları (Her iki kesimde) tekrar sahne almaya başladı.Milliyetçi ve Ulusalcılara da gün doğmuş gibi ellerini oğuşturarak; hani barış oluyordu, baksana ülke bölünüyor, adamlar kendi yönetimlerini kuruyor diye sanki davul zurna oynayacaklar.İyi ki kararlı ve güçlü liderler var oldukça barıştan kimse geri dönemez.Barış süreci devam ederken bir takım olaylara (Çocukların dağa gitmeleri vs.) bakarak kimse karamsarlığa kapılmasın.Başka ülkelerde de böyle olmuş, yılların tortusunu temizlemek kolay değil, sevindirici haber; barış sürecinin 2.aşaması için yapılan çalışmalar bitmek üzereymiş tamamlandığı zaman süreç yeni bir boyuta taşınacaktır.

        Anlaşılan Cumhurbaşkanlığı ve 2015 seçimlerine kadar Türkiye sıcak günler yaşayacak.Cumhurbaşkanını halkın seçmesi demokrasi açısından çok önemli, çünkü adaylardan hangisi demokrasi konusunda daha iyi projeler sunarsa halktan destek alır, demokrasi çıtası böylece yükselmiş olur. Artık Türkiye’yi kimse olduğu yerden daha geriye götüremez.Bende her partinin kendi adayıyla seçime girmesinden yanayım, çünkü başarıda ve başarısızlıkta sorumluluk onlara ait olacak ve 2015 seçimlerine de bir nevi hazırlık yapılmış olacak.

  • Abone ol