Daha önce yazdığım yazıda bahsetmiştim; 12 Eylül mağduru arkadaşım telefonda Kenan Evren tutuklanmış diye dalgasını geçmişti; bende ona o da olacak demiştim.Çünkü ilk defa darbeciler için dava açılmıştı, bu bile bazıları için göstermelik bir olay, AK Parti’nin halkı kandırması gibi gerekçelerle sulandırılıyordu.Dava açıldıktan sonra da; yargılanamaz, yargılansa ne olur, bu ya yaştaki insanları yargılayıp da ne yapacaksınız gibi yaklaşımlarla esas amaçları militarizmin tasfiyesine engel olmaktı, ilginç olansa 12 Eylül’de işkence görmüş,cezaevindeyatmış,sürgün yemiş olanlarında buna destek vermesiydi, nedeni ise sırf AK Parti karşıtlığı yüzünden.Ne biçim anlayış ki seni mahvedenleri koruma durumuna gelmek.Demek ki aldığımız eğitim bizi o kadar etkilemiş ki. Şimdi bakıyorum; Evren’lerin yargılanmasını tiye alan kişi, darbecilerin ayrıcalıklarının kaldırılması için verilen önergeyi mecliste okuyarak ön almaya çalışmasını da yüzsüzlük olarak nitelendiriyorum, aynı partiden olsam da.

Balyoz davasının sanıkları AYM’nin kararıyla tahliye edildiler, gerçi yeniden yargılanacaklar.Çünkü toplantıya katılmaları emredilen subaylarda ceza aldılar,ayrıca dijital olarak değerlendirilen delillerin sağlıklı olmaması gibi nedenlerden dolayı dava hakkında bir takım şüpheler söz konusuydu ki, tekrar yargılama yapılması tüm kuşkuları ortadan kaldıracaktır.Aynı günlerde 12 Eylül darbecilerinin mahkum edilmesiyle, Balyoz davasından yargılananların tahliyesinin olması gerçekten ilginç.

          İlginç diyebileceğimiz olaylar daha bitmedi.Cumhuriyetten sonra Mısır’a gitmek zorunda kalan, tek parti tarafından hoşlanılmayan bir dindarın oğlu aynı parti tarafından çatı aday olarak gösterilmesi. 2007 de dindar olan Sayın Gül’ün Çankaya’ya çıkmasını engellemek için türlü manevralar üreten zihniyet, bakıyoruz şimdi tam zıddı bir tavır sergiliyor, dindar kimliği var olan birisini çatı aday olarak gösteriyor.Yani Çankaya'ya çıkacak olan kişinin dindar olması bugün için tehlike olmaktan çıkmış, o zaman bu dindar bizim dindarımız olsun demek isteniyor.Hala Nevzat Tandoğan anlayışı devam ediyor. Lakin CHP’ye oy veren ulusalcıyım, sosyalistim, sosyal demokratım diyenler şaşırıp kaldılar.Düne kadar ŞERİAT geliyor diye korkan ve korkutanlar nasıl oy verecekler kara kara bunu düşünüyorlar.Görüştüğüm arkadaşların bazıları; sandığa gitmem arkadaş diyenlerle, Erdoğan seçilmesin de kim seçilirse seçilsin diyenleri mi ararsın.Hem ağlarım, hem giderim misali. Ama bence bu adayın Laikler için acı bir ilaç gibi işlevi olacaktır.Çünkü bundan sonra bu kesim kimseyi şeriatçı diye suçlayamayacak, ayrıca fanatik laikçilikten de kurtulacaklar diye de düşünüyorum.

          Çatı adayın kimliği, kimlerin önerdiği ve ne amaçlandığı üzerinde günlerdir yazılı ve görsel medyada yazıldı çizildi ve söylendi, ben bunlara girmek istemiyorum.Yalnız bunları tartışırken yan masada bizleri dinleyen gün görmüş bir büyüğümüzün söze girip bir mesel anlatması bayağı ilginçtti.Dedi ki; “Neden bu aday gösterildi biliyormusunuz, dindar kimliği ile AK Parti tabanından oy devşirmek amaçlanıyor, bütün mesele bu, lakin kazın ayağı öyledeğil.Bakınsize bir fıkra anlatayım; Pazar yerinde tavuklar, hindiler, ördekler ve keklikler satılıyor.En büyükleri hindiler, en küçükleride keklikler, normalde hindinin fiatı keklikten fazla olaması gerekirken, kekliğin fiatı daha fazla.Tezgaha yaklaşan müşteri sormuş, arkadaş bu niye böyle demiş; satıcının cevabı çok ilginç; hindiyi alırsın bir seferde yersin biter lakin kekliği alırsan hergün keklik eti yersin demiş.Peki bu nasıl oluyor deyince; kekliği alınca onu bir ağacın yanına koyarsın o öterek diğer keklikleri çağırır sende pusuda onları kolayca avlarsın demiş. Müşteri peki bir tane keklik ver demiş, kekliği alıp boynunu koparmış, satıcı sen ne yapıyorsun o kadar para verdin diye söylenince müşteri bakın ne demiş; kendi cinsine ihanet edenin sonu böyle olur.”

          Gerçekten ben demokrasiden, barıştan, özgürlükten yanayım diyorsanız, mutlaka oyunuzu kullanınız, peki kime vereyim diyorsanız kampanyada bu kavramların içini kim doldurursa ona oy verin, kişilere değil ilkelere göre oyunuzu kullanın derim.Bazı köşe yazarları şimdiden benim oyum şuna diye açıklıyorlar, hala geçen yüzyılın anlayışında saplanıp kalmışlar.Gerçi adayların hepsi açıklanmadı AK Parti’nin ve HDP’nin adayları belli değil.Üçlü seçenekle karşı karşıyayız, önümüzde ilginç olayların yaşanacağı bir kampanya var, umarım barış içinde, demokrasinin daha da gelişmesine imkan verecek ortamın sağlanması için fırsat olur kanısındayım.

  • Abone ol