1965 yılı genel seçimlerinde siyasi partiler propaganda konuşmalarını radyodan yaparlardı.O yıllarda lisede öğrenciydim, ilk defa siyasete ilgi duymaya başladım.Bunun nedeni biliyormusunuz; radyoda sıcak ve sevimli bir ses konuşmasına başlarken şöyle diyordu.”İşçiler, köylüler, marabalar,topraksız köylüler, emekçiler,memurlar, esnaf kardeşlerim, yani alınteriyle çalışanlar sizlere sesleniyorum”.O zamana kadar siyasetçilerden bu sözleri hiç duymamıştım.Genelde vatan, millet, Sakarya nutukları çekilir, bilhassa polemik ağırlıklı konuşmalar yapılırdı.50 sene önceki seçimler nerden aklıma takıldı derseniz; bugün HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda basına açıklamalarda bulundu.Konuşmasının özünü 50 yıl öncesinin ana ilkelerini görebilirsiniz.O günlerde sol politikalar sınıf temeline dayanan, sömürülmüş,ezilmiş, ötekileştirilmiş, sahipsiz ve yoksul seçmenlere yönelikti.Sayın Demirtaş’ın konuşması da bu sefer yine aynı şekilde kimliklerini yaşayamayan, ötekileştirilmiş, sahipsiz ve sesi duyulmayanlara yönelik oldu.Kısaca başta Kürtler, Aleviler, dindarlar, Çerkezler, Boşnaklar,Romanlar,Lazlar,Hristiyan azınlıklar olmak üzere bu yurttaşlar sanki ülkenin ikinci sınıf vatandaşı gibi yıllarca ötelendiler ve kamuoyunun önünde kendi kimlikleriyle yer alamadılar, ancak son yıllarda seslerini yükselterek varlıklarını duyurmaya çalıştılar.Bu arada AK parti hükümetlerinin de hakkını yemeyelim, çünkü dindarların sözcüsü olarak tüm mağdurlarında seslerinin çıkmasına yardımcı olmaya çalıştılar.Lakin sosyolojik yapısı gereği bir adım ileri, iki adım geri politikalarla sorunların çözümünde tam da başarılı oldular diyemeyiz.Peki çatı partileri ne yaptı derseniz, kör topal yapılan tüm reformlara karşı çıktılar,anayasa değişikliğini iğdiş ettiler, barış görüşmelerini sabote edebilmek için var güçlerini sergilediler, ama yine de toplumun gelişimine, demokratik taleplerine direnemiyorlar, direnemeyecekler.Buna en son sayın Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır konuşmasını örnek verebilirim, ayrıca ittifak ortağı MHP’de bu konuda suskun kalmayı tercih etmesi de ilginç.

       Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi bazıları tarafından yadırgansa da; çünkü elitistler bu cahil halkın oyunu pek de muteber görmüyorlar, buna karşılık seçim konuşmaları gösterdi ki halk dikkatle izliyor, kim ne demiş, kim ne demek istiyor.Gerçi sayın Erdoğan ve Demirtaş uzun yıllardan bu yana halkın gözü önünde düşünceleri üç aşağı beş yukarı biliniyor, sayın Ekmeleddin İhsanoğlu siyasette yeni bir kişilik olduğu için daha ziyade CHP tabanına yönelik çalışmalarda bulunuyor, ülke geneli için söyledikleri tipik darbe sonrası seçilen cumhurbaşkanlarının söylemi.Bir yerde şöyle konuşurken başka bir yerde farklı konuşabiliyor.Bende kalan ilk izlenim tipik bir bürokrat,kararnamelere imza atan, bazende reformları kösteklemek için veto eden klasik muhafazakar Ahmet Necdet Sezer’in kopyası.Kimler önerdiyse onlara hizmete hazır bir konumda görev adamı.

          Dünyanın ve Ortadoğunun yeniden dizayn edildiği bu dönemde seçilecek cumhurbaşkanı bunun farkında olup yeni politikalar üretip, Türkiye’nin gelişiminde rol alacak nitelikte olmalıdır.Anketlere bakılırsa sayın Erdoğan’ın ilk turda seçimi kazanacağı söylenmekte.Erdoğan’a karşı bugüne kadar yapılan muhalefet; körü körüne, anti AKP düşmanlığından başka bir şey değil, hiçbir zaman yeni projeler, yeni politikalar üretemedikleri gibi,oluşacak akıllı muhalefetin de önünü kesme görevini üstlendi ana muhalefet partisi.İşte  seçimler bu engeli aşmak için bir fırsat yaratmış oldu.Sayın Demirtaş’ı aday gösteren HDP(Halkların Demokratik Partisi) yeni projelerle ana muhalefet partisi olmaya hazırlanıyor.Dünkü konuşmasında üzerinde durduğu şu ilkeler ülkemiz için sevindirici, tıkanan muhalefeti yeniden yapılandırıyor.

               Türkiye’de yeni bir yaşamı kuracağız diyen sayın Demirtaş; Köklü değişim, bu sisteme itiraz edenlerin birlikte mücadelesini, sesi duyulmayanların sesi olacaklarını,benzemeden, benzetmeden, çoğulcu, özgürlükçü,devletin küçüldüğü, insanın büyüdüğü bir yönetim modelinden yana olunması. Ve en önemlisi bir adayın ilk defa dile getirdiği; özgürlükçü laiklik için Diyanet İşlerinin kaldırılmasını ama dini cemaatlerin inançlarını serbestçe yapmasına engel olunmamasına, zorunlu din dersi yerine seçmeli din dersinin konulmasına,Ana dilde eğitimin yapılmasına, ders kitaplarında var olan nefret ve ayrımcı düşünceleri ayıklanmasına, çevre konusunda duyarlılık gösterilmesine, var olan LBGT’lilerin görmezlikten gelinerek sorunlarına sırt çevrilmemesine; şimdiye kadar hiçbir adayın dile getiremediği veya getirmek istemediği konuları seslendirmesi demokrasimiz açısından önemliydi. Son olarak; şimdiden 2.tura kalınırsa kime oy vereceğiniz diyerek yapılan baskılara karşı verilen cevap önemliydi.2.tura bizde kalacağız, şayet kalamazsak kalan adaylardan hangisi ilkelerimizi seslendirirse haliyle o desteklenmiş olur dedi.Önemli olan benim cumhurbaşkanı olmam değil, olursam da fena olmaz ama ilkelerimizin kitlelerce sahip çıkılması ve hayatta yer almasıdır, demesiydi.İyiki HDP var,iyiki Selahattin Demirtaş var.Yola çıkıldı, dönmek yok,tüm engelleri aşa aşa YENİ BİR YAŞAMI KURMAK İÇİN, YENİ TÜRKİYE’YE doğru ileri.

  • Abone ol