Uzun yıllardır değer verdiğim can dostum olan arkadaşım;her zaman çocuğuyla konuşmasını şu sözlerle bitirirdi.”Aman oğlum ne yaparsan yap, lakin kendine yakışanı yap.”derdi.Bende takılırdım; insan bir şey yapıyorsa demek ki kendine yakıştırıyor.Yazıya bu örnekle girmemin ana nedeni; dün mecliste CB Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin töreni vardı.Tüm partiler törende yerlerini almışlardı.Yeminden önce CHP gurup başkanvekili olan milletvekili usul hakkında söz alıp konuşmak isterken meclis başkanının itirazına sinirlenip elindeki tüzük kitapçığını başkana doğru fırlatıp hep birlikte meclisi gurup olarak terk ettiler,yemin törenine katılmadılar.Belki bir bakıma töreni boykot etmelerini eleştirebilirsin, onlarda demokratik hakkımızı kullanıyoruz diye savunma yapabilirler.Ancak mecliste daha geçen gün ayakkabı fırlatırım diyen kadın milletvekilinin tavrı eleştirilirken,dün bu hareketin yapılması nasıl izah edilebilir.Şunu da ilave etmeden geçemeyeceğim, arkadaş sen politika yapıyorum diyorsan, %52 ye yakın oy alan bir kişiyi protesto etmiş olmuyorsun ona oy verenleri protesto etmiş oluyorsun.Bir bakıma %52 lik kesime sırtını dönmüş oluyorsun,akıllı politikacının yapacağı iş değil.

Peki sonra ne oldu; CB yeminini etti, tüm milletvekilleri (MHP’den iki kişi oturmuş) ayakta alkışladılar.Ayakta alkışlayanların içinde DHP Eşbaşkanı CB adayı sayın Selahattin Demirtaş da vardı.CB seçimleri boyunca göstermiş olduğu barışçı, uzlaşmacı, kucaklayıcı tavrını dünde bu hareketiyle de devam ettirmiş oldu. Aman efendim bu ne demek oluyor, Demirtaş gibi birisi nasıl alkışlarmış, hem de ayakta olacak iş mi bu diye sosyal medyada kıyametler kopartılıyor.Bu çevrelerden hiç birisi de kitap fırlatan kişiye ağzını açmazken, uygar davranış gösteren insana ağır hakaretlerde bulunurken yüzleri de kızarmıyor.AK Parti yandaşlığı ile suçlanan Selahattin Demirtaş’ın verdiği cevaba bakar mısınız.”Ben aynı görüşte olmadığım için karşısına rakip olarak çıktım,”diyerek gerçek muhalefetin nasıl olması gerektiğinin de altını çizerek demokrasi dersini de vermiş oluyor,eline diline sağlık demeyi de hak ediyor.

Yazıya başlarken söylenen söz  bu duruma cuk oturmakta.Herkes kendine yakışanı yapar.Birisi kitap fırlatır, meclisi terk eder, birisi de CB seçilen kişiyi ayakta alkışlar.

 Bizim gibi demokrasi öncesini yaşayan toplumlarda liderler önemlidir, yalnız liderler öyle pat diye de olunmaz.Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Adnan Menderes, Demirel, Ecevit, Erbakan,Türkeş, Özal ve en son olarak da Erdoğan’ı lider olarak sayabiliriz.Geçmişe baktığımızda liderler partilerini bıraktıkları veya vefat ettiklerinde ülke siyasetinde krizler yaşanıyor.Özal’da, Demirel’de bunu yaşadık, gerçi AK Parti ne Anavatan ve nede Doğruyol Partisi değil, fakat yine de siyasetin etkilenmesi söz konusu, buna çare olarak CB yürütmenin başı olarak tüm yetkilerini kullanacağını ifade ederek aktif siyasette varım demesi bazı çevreleri tedirgin etmekte.Şunu söylemekte yarar var; 12 Eylül Cuntasının yaptığı anayasayla bu ülke artık yönetilemez, anayasanın özü zaten siviller yönetemesin diye kurgulanmış.Söze gelince bu anayasaya karşı olmayan yok, buna karşılık reformlar yapılmaya başlanınca anayasa ortadan kaldırılıyor diye ortalığı velveleye veriyorlar.Gerçek bir demokrasi, kalıcı bir barış isteniyorsa bu anayasadan kurtulmamız gerekiyor.Bunu da dindarlar, Kürtler, Aleviler, demokratlar, gerçek liberaller ve Özgürlükçü Sosyalistler yapacaktır, yapmaya da mecburlardır.Onlara yakışan da budur.

  • Abone ol