1965 seçimlerine girerken geniş kitleler ilk defa sol kavramıyla karşılaştılar.Çünkü ilk defa Türkiye İşçi Partisi (TİP) seçmen karşısında sosyalizmi savunuyor, sosyalist bir parti olduğunu iddia ediyordu.Kurucuları arasında işçi liderleri başı çekiyordu.O zamana kadar devleti kuran zihniyetin temsilcisi olan CHP’nin solla ilişkisine rastlayan olmamıştı.60lı yıllarda dünyada esen özgürlük, barış ve demokrasi rüzgarları bizi de etkilediği için, seçimlerin tartışılan ana konusu sol, sosyalizm, işçi sınıfı, emekçiler gibi kavramlardı.Solun bu kadar popüler olduğu bu dönemde; solu kontrol altına almak, sistemi zora sokmamak için, yılların kurt politikacısı sayın İsmet İnönü ani bir kararla bizim partimiz Ortanın Solundadır diye ortaya bir slogan attı.Bunu fırsat bilen sağ partiler CHP’ye yüklenerek Ortanın Solu Moskava yolu diye CHP’yi komünistlikle suçlamaya başladılar.Vali Tandoğan’ın deyimiyle bu ülkeye komünistlik gelecekse onu da biz getiririz, size ne oluyor baldırı çıplak takımı, sözünün uygulandığı devirler.İşte böylece CHP’nin solculuğu da başlamış oluyordu, bu durum sayın Ecevit döneminde de devam etti.”Toprak işleyenin,su kullananın” sözü o günler için çok önemliydi, o günden sonra gerçi ne sayın Ecevit, ne de CHP bir daha da seslendirmediler.1977 seçimlerinde sosyalist solun önemli bir kesiminin desteğini alarak  AP’den kopartılan 11 lerle hükümeti kurdu, ve bir yıl sonra da sosyalist sola dönerek “benim kimseye ödenecek diyet borcum yok” diyerek köprüleri attı.12 Eylüle gidişi de engelleyemedi. Aynı zihniyet 1991 seçimlerinde de HEP’le ittifak yapıp DYP’le iktidar olmasına karşın, statükoya teslim olup HEP’lilerin meclisten atılmasına ses çıkarmadılar, Kürt hareketi bu olaydan sonra işin içinden çıkılmaz hale geldi. Bu dönemde 17.500 faili meçhul cinayet işlendi.Refah partisinin yükselişine engel olmak için de askerle ittifak ederek 28 Şubat Post Modern darbesinin gerçekleşmesine yardımcı oldular.2002 den bu yana devam eden AK Parti iktidarına karşı gerçek bir muhalefet yapamayan, bazen askerle, bazen de düşman olarak gördüğü hareketlerle  ittifak yaparak iktidara gelme çabası da sonuç vermedi.

        Enson CB seçimlerinden de yenik çıkması, ayrıca HDP Eş Başkanı sayın Selahattin Demirtaş’ın kitlelerden destek görmesi, ve oylarını bir milyon artırması ana muhalefet partisinin analığı tehlikeye girmesini beraberinde getirdi. Bu tehlikeyi gören kalemler şimdiden seçimlerde HDP ile CHP ittifak yapsınlar da AK Parti faşizminden kurtulalım jargonuna sarılıyorlar;MHP, BBP, BTP gibi milliyetçi şoven partilerle ittifakı savunan kalemlere ne oldu da şimdi tam ters yönde tavır alıyorlar, bu tür entrikalar insanı huylandırıyor.İşin ilginç yanı kongrede yönetime muhalefet eden sayın M.İnce 415 oy alarak partideki milliyetçi damarın ne kadar güçlü olduğu da görülmüş oldu.

         Maalesef kendilerini; sol, sosyalist olarak tanımlayan bazı kişi ve çevreler hala CHP’den sol bir parti devşirebilirmiyiz diye umutlanmaları, buna HDP içindeki bazı Kemalistleri de ekleyelim.Bu arkadaşların anlaşılan asıl amaçları bu taktikle ülkede gerçek bir demokrasinin gelmesini önlemek dersem abartmış olmam herhalde.Gerçekten AK Parti iktidarından kurtulmak ve demokrasiyi yönetim biçimi olarak kurmak istiyorsanız.Öncelikle; 12 Eylül anayasasını ortadan kaldırarak, sivil bir anayasaya varmışınız, yerel yönetimler reformunu hayata geçirilmesine ne diyorsunuz, İLO yasaları için öneriniz ne, tek parti döneminde ve cunta dönemlerinde yapılan zulümleri kınamaya varmışınız, Diyanet İşlerinin lağvedilerek din işlerinin batılı ülkelerdeki gibi uygulanmasına, Anadilin serbest eğitim dili olmasına, Ermenistan sorununun çözümüne, azınlıklar sorununun halledilmesine, tüm faili meçhul cinayetlerin araştırılıp sonuçlanarak, suçluların cezalandırılmasına, Barışın her ne pahasına olursa olsun gerçekleşmesine, devlet içinde yer almış her türlü derin yapılanmaların kökünün kazınmasına varmışınız.Eğer bunlara varsanız; devletin ideolojisi olan 6 oktan kurtulmanız gerekir, yeniden yorumlayalım sözleri gerçeğe götürmez bizi.100 yıl öncesinin ideolojik devletlerinde demokrasi kurulamaz, dünyada örnekleri bir hayli fazla.Bu temel sorunları sahiplenmediğiniz ve içini doldurmadığınız sürece yıllardan bu yana yapılan, önüne geçemediğiniz gelişmeler karşısında yeni taktiklerle günü kurtarma yoluna girerek normal akışın önünü kesmeye çalışırsanız, artık bu taktiklerin yutulmasını beklemeyin, artık yutmayız, çünkü yutulacak yer kalmadı, birde aleni olarak yutun diye bağırıyorsunuz.

       Demokrasiyi kurmak devrimcilerin işi değil, demokratların işidir, bu böyle biline.

                    

  • Abone ol