Batı Karadeniz'in küçük bir kasabasında yaşayan çocuk her yeri kendi kasabası gibi zanneder ve kendilerine benzemeyenleri de düşman olarak görür.Arkadaşlarla oynarken birbirimizle dalaşırken yapılan küfürler hep bu düşmanlar üzerinden yapılırdı.İlk defa kasabadan dışarıya çıktığım Çorum şehri bana çok yabancı bir yer gibi geldi.Gerçekten de ezberimde olanlar yara almaya başladı ve ben ilk defa Kızılbaşları orada tanıdım.Yurtta ve okulda sıra arkadaşlarımdı, birlikte oyunlar oynar kızınca da Kızılbaş diye kızdırırdık.Şimdi hatırladığım zaman yüzümün rengi değişiyor ve utanıyorum.Bilgi düzeyimin artışıyla birlikte neden böyle bilinçlerimize kötü algıların kazıldığını anlıyorum.Bu durum yalnız Aleviler için değil, aynı zamanda  Kürtler, Ermeniler ve Yunanlılar içinde geçerliydi.Halbuki tüm bu halkları birbirine düşüren, yıllarca bunların düşmanlığından menfaatlenen İngilizler için olumsuz bir şey duydunuzmu, ben hiç duymadım.Aksine onların akıllı, kurnaz ve işlerini iyi bilen millet olduğuna dair sözler ve deyişler söylenirdi.Örnek mi istersiniz; asılırsan İngiliz ipiyle asıl gibi.

Tarihte; Yavuz Sultan Selim zamanında Perslerin egemenliğini kırmak için binlerce Alevi yok edilmiş, bu nedenle Aleviler ovalardan çekilip dağlara çıkmışlar ve yönetimle araları hep açık kalmış.Cumhuriyet kurulduktan sonra da Dersim'deki Kürt Aleviler yeni düzene uyum için zorlandıklarında haliyle tepki göstermişler.Bu tepkileri tarihçilerin büyük çoğunluğu tarafından isyan olarak nitelenmiyor, fakat yönetim bu tepkiyi çok zalimce bastırıyor.Görgü tanıklarına göre; Munzur çayının  günlerce kan renginde aktığını söylüyorlar.İşin en tajik yanı kadın çoluk çocuk demeden mağaralarda fare zehiriyle katlediliyorlar. Bu bilgide; Çağlayangil'e ait o tarihte Malatya emniyet müdürü.Kız çocuklarının çoğunluğu da batıya evlatlık veriliyor yani köklerinden koparılıyor.Dersim ismide Tunçeli olarak değiştiriliyor.

Amacım; size tarih anlatmak değil lakin bugünlerde Dersim olayı gündemde.Daha önce sayın Erdoğan bu konuda devlet adına özür dileyince, o tarihte milletvekili olan sayın Kılıçdaroğlu'da bir parti toplantısında o da böyle bir katliamın olduğunu hatta mağdurları arasında ailesinden kişiler olduğunu belirtince; sayın Onur öymen ve İnönü'nün torunu sert tepki gösterince Kılıçdaroğlu sözlerinin arkasında duramamıştı.O olaydan sonra hükümet bir çok kere Alevi kurultayları düzenledi, lakin açılımı bir türlü gerçekleştiremedi.Şimdi de sayın Davutoğlu'da Alevi açılımı konusunda konuşurken CHP'yi suçlayıp Dersim'den dolayı özür dilemesini istemesi  konunun gündeme oturmasını sağladı.O sıra sayın Sezgin Tanrıkulu'nun CHP adına özür dilemesi; ulusalcıların hakarete varan suçlamalarına neden oldu.Genel başkanda ortaya çıkıp da; benim adıma konuştu demesini, ağzını bile açamadı.

 Nasıl Kürt açılımı gündeme geldiğinde ülke bölünür demeye başladılar, AKP sırf oy için Kürtleri kandırıyor dediler, 6-8 Ekim olaylarından sonra işin önemi kavrandı, geniş bir kesim bu sorun bir an evvel çözümü gerçekleştirin diyorlar, hatta işin ilginç yanı bu sorun çözülsün de istenirse Öcalan bile salıverilsin diyenler var.

Ülkenin ikinci olarak en önemli sorunu olan Alevi açılımını sayın Davutoğlu Hacıbektaş'a giderek başlatmış oldu.Hemen aynı çevreler şimdi sırasımı, seçime giderken oy çalmak için yapıyorlar, Kürtler gibi Alevileri de kandırıyorlar demeye başladılar.Bugüne kadar sünni muhafazakar kesimde de Aleviliğe hoş bakılmıyor, ibadet edecekseniz müslümanın ibadet yeri camidir diye Cemevlerine karşı çıkıyorlardı, fakat şu açıkca görüldü ki; Kürt ve Alevi sorunu çözülmeden ülke huzura kavuşmayacak, o nedenle bu iki mesele en kısa zamanda çözülmeli.Hükümet de ürkek davranmaktan vazgeçmeli, bu sorunlar yayılırsa Gezi ve 6-8 Ekim olaylarında yaşananların bizleri nereye doğru götürdüğünü gördük.Bu olaylardan herkes ders çıkarmak zorunda,Kürt ve hükümet tarafının bugün geldiği yer sevindirici, Alevilerde hükümetle uzlaşarak, hükümette Alevilerin varlığını Anayasa vatandaşlığı üzerinden kabul ederek, yalnız sünnilerin değil, aynı zamanda Alevilerin ve tüm farklı inançdaki insanların devleti olduğunu gösterecek adımları bir an evvel atmalıdır.Artık bu toplum o küçük kasabada yaşayanların toplumu değil, her sorunumuzu açarak çözmeliyiz.Bazıları açılım, açılım diye açılıp saçıldık diyorlar.Kapalı  kalan meselelerin kangrene dönüşmesi  daha mı iyi, o nedenle AÇILIM,AÇILIM,AÇILIM diyelim.

  • Abone ol