Anlaşılan Türkiye’nin normalleşmesi için daha bir sürü badirelerden geçmek ve onlarla savaşmak zorundayız.Bu da nerden çıktı demeyin.Her seçim öncesi eski köye yeni adet misali bir takım yaptırımlar devreye sokulmak isteniyor.Anımsayın; 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 367 formülü devreye sokularak seçimin yapılması engellendi, halbuki Türkiye tarihinde ilk defa bu uygulamayla karşı karşıya kaldı.27 Nisan muhtırası devreye sokuldu, velhasıl kelam gereksiz tartışma ve gerilimlerle dolu bir süreç yaşandı.Yaşandı da ne oldu meclis yinede cumhurbaşkanını seçti.Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Başbakan’ın istifası istendi ve bir süre bu da tartışıldı.Şimdi de seçim barajının %10 dan daha düşük olması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurularak değiştirilmesi isteniyor.1982 Anayasasıyla yürürlüğe giren seçim yasası 32 yıldan bu yana uygulanmakta.Bana da sorarsanız %10 luk baraj gerçekten çok yüksek, birkaç milyon oy alan siyasi parti baraj nedeniyle mecliste temsil edilmemekte.Aklı başında olan ve demokrasiyi önemseyen hiçbir kimse bunu savunmaz veya savunamaz, lakin düzeltilmesi gereken o kadar çok sorun var ki; barajın düşürülmesi tek başına yeterli olmayacak, hatta seçimlere 6-7 ay kala değişse bile bu seçimlerde uygulanması mümkün değil.Bu bilinmesine rağmen bu konu neden ısıtılıp servis ediliyor.

Yazılanlara ve söylenenlere bakılırsa yeni bir tezgâh hazırlığı var olduğuna ait pis kokular geliyor. ABD’de yapılan bir toplantıda seçimlerde barajın yüksekliğinden dolayı seçim sonunda kaos yaşanabilir yorumu yapılıyor, onu takiben merkez medyada bir yazarımız, seçim sonunda ülkede karışıklıklar yaşanması bekleniyor diyor, bazıları da açık açık iç savaşın çıkması için kışkırtmalarına pervasızca devam ediyor. Hükümet beğenirsin beğenmezsin çözüm süreci için politikalar ürettikçe birileri de bu politikalara alternatif üreteceği yerde çözümün başarısızlığı için her yolu denemeye çalışıyorlar.

 Bir yandan Rojava’ya yardım yapılırken, Kandil’e devlet heyeti gitmeye hazırlanırken bazıları da  hükümetin IŞİD’e yardım ettiğini ileri sürüyor, kaos yaratmak için her yol mubah zihniyetiyle hareket ediliyor.İşin ilginç yanı uzun bir süre Aksaray konusu gündemde kaldı, konu o kadar tartışıldı ki yaşlı komşumun dediğine bakın; Erdoğan tapusunu da üzerine almış diyorlar hocam doğrumu dedi,bende ne diyeyim sadece güldüm.

Uzun lafın kısası bütün bu hesaplar AK Parti’nin tek başına anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşmasını engellemek, tabii muhalefetin bunu engellemesine kimse bir şey diyemez, lakin bunu bazen kapatma davası açarak, bazen de Anayasa Mahkemesini devreye sokarak engellemeye kalkması toplumdan itibar görmez ve şimdiye kadar da görmemiştir.Ne olursunuz politikalarınızı demokrasi eksenine oturtarak yaparsanız, bundan hem hükümet, hem sizler ve hem de ülkemiz kazanır, yoksa bu katakulli politikalarla AK Parti’yi yıkamazsınız halkı da AK Parti’ye mecbur bırakırsınız.

Son olarak Başbakan’ın danışmanı Etyen Mahçupyan’ın açıklamalarını takip ederseniz, parti içinde yolsuzluklardan rahatsız olunduğu açık bir şekilde görülmekte ve bundan kurtulamadığımız sürece bu kambur rahatsızlık vermeye devam edecektir.Bedelli askerlik uygulaması aslında adil değil, bir bakıma yoksullara bir nevi ceza veriliyor.Çözüm yolu; zorunlu askerliğin kaldırılması profesyonel orduya geçilmesi.

  • Abone ol