Yurtdışında yaşayan yakınımla görüşmemde söylediği bir söz çok ilginçti ; hocam buralar çok sakin bazen sıkılıyorum monoton bir hayat yaşanıyor ,herkes işinde gücünde geziyor tozuyor, ülkeyi kim yönetiyor neler yapılıyor kimsenin umurunda değil, oysa Türkiye çok farklı her sabah yeni bir haberle uyanıyor, akşama kadar o haber kocayor ve akşam yeni bir haberle yatıyorsun.Anlayacağın cıvıl cıvıl bir ülkemiz var kıymetini bilelim diyor.Yalnız bu kadar hareketlilik sağlık işareti ama, bir yandan da yorucu ve nereye kadar bu şekilde gideceğiz şimdilik belirsiz.

14 Aralık Zaman ve Samanyolu yöneticilerinin şüpheli olarak ifade vermeye çağrılması, ülkede olağanüstü bir durum yaşanıyor havası verilmeye çalışıldı,  hatta başarılı da olundu.Lakin medyada estirilen bu hava kamuoyunda karşılık bulmadı.Partilerde, sivil toplum kuruluşlarında ve diğer toplumsal guruplarda tekrar ayrışma yaşanmaya başladı.AK Parti karşıtları bu operasyonu sanki medyaya yapılan bir saldırı gibi görürken, daha düne kadar  cemaate küfredenler bugün cemaatle kucaklaşıyorlar, kucaklaşma gerekçeleri de basın özgürlüğü ve demokrasi için diye hava atıyorlar.Buna en çarpıcı örnek olarak Oktay Ekşi’yi verebilirim.27 Mayıs, 12 Mart,12 Eylül, 28 Şubat,27 Nisan gibi muhtıra ve darbelerin oluşmasında rol alan, ayrıca Hrant Dink ve Ahmet Kaya hakkında karalama kampanyasının baş aktörü olarak görev yapan bu zat Ekrem Dumanlı ile kuzu sarması birisi gelsin de bunu açıklasın. Ayrıca KCK tutuklamalarında rol aldığı bilinen bu yapı, bazı KCK’lılar tarafından da desteklenmesi. Memlekette amma da demokrat çokmuş da biz görememişiz.

 İyi güzel de peki aslında ne yapılmak isteniyor, çok basit AK Parti haziran seçimlerinde anayasa değiştirecek çoğunluğa ulaşmasında ne olursa olsun, iç savaş mı çıkar, çıkarsa çıksın, PKK silahları bırakmasın, kaos olursa olsun. Hadi içerdekileri anladık, ABD’den, AB’den bazı ağızlar ve kalemler tam bir sözde Türkiye hayranıymışçasına hükümete veryansın ediyorlar.Aynı Ekşi olayında olduğu gibi, ne yapıyorlar Mısır’daki darbeyi destekliyorlar,Suriye’de katliam yapan Sedat’a arka çıkıyorlar, Ukrayna’daki saldırıları düzenleyip, CİA’nın işkencelerini görmezden gelip Türkiye’ye parmak sallıyorlar.Halbuki şunu unutuyorlar Türkiye halkı ergen bir toplum değil,neyin ne olduğunu  görebiliyor, talimatla yıllarca yönettikleri gibi artık yönetmelerine boyun eğmeyecek güce ulaştığımızı artık görsünler.

Yıllarca bu ülkede demokrasi kurumlaşsın diye mücadele verenler şunu kararlılıkla istiyor ve savunuyorlar. Devletin içinde yer alan vesayetçi hiçbir yapı, bu ister asker,ister yargı, ister adı ne olursa olsun varlığı ortadan kaldırılmalıdır.1970’lerde Kontgerilla diye anılan bu yapı hala varlığını sürdürüyor, her kalıba rahatlıkla girebilen, ideoloji, din,mezhep, tarikat gibi yapıları kontrol eden ve yöneten bu oluşum temizlenmedikçe demokrasiyi daha çok bekleriz.Dün ve bugün yüzeyde görünenler aslında Aysbergin su üstündeki hali, esas derindeki yapıyı görmezsek hiçbir yere varamayız.Dün Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’daki olaylar, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve binlerce faili meçhuller kimler tarafından organize edildiyse bugünlerde Türkiye’yi çökertmeye çalışanlar aynı merkezden yönetiliyorlar.Söylermisiniz; bir ülkenin istihbaratının başına getirilen kişi bazı ülkeler tarafından tukaka edilsin, sende içerde buna katıl ve saldır.Bunu nasıl açıklarsınız yıllarca bu konuda bu ülkeyi en çok biz seviyoruz diyenlerin çıtı çıkmadı,acep ne ola.

Başlığa bakınca içinizden bazıları Akbacak şaşırdı galiba dediğini duyar gibiyim.Aslında zihnim açık ve aklım yerinde.Peki nedir mesele; Türkiye bir finale doğru yaklaşıyor, ya demokrasi dışı yapıları hukuk içersinde temizleyecek, ya da bunlara teslim olacak.Türkiye ülkede gerçek barışı sağlayacak ya da savaş baronlarının tamtamları çalacak.Birincisini yaparsa ülke düzlüğe çıkar ve pikesini yapar, ikincisi olursa dilim varmıyor ne yiyeceğimize.Ama ben umutluyum., bu ülkenin insan ları ayrışıyor gibi gözükürken aslında kenetleniyorlar.

  • Abone ol