Bugünlerde gündemin ana konusu HDP'nin seçimlere parti olarak girme kararı.Karar açıklandıktan sonra yazılı ve görsel medyada eline kalem alan, mikrofon tutan  herkes bu kararı analiz etmekte yarışır vaziyette.Bazıları HDP'yi bu kararı aldığı için, AKP işbirlikçisi olarak suçlarken bazıları da daha da ileri giderek Kürtlere ihanet edildiğini söylemeye kadar yorumlarda bulunuyorlar.Bunlara cevap vermenin bir anlamı yok.Bazıları da iyi niyetli olarak barajı aşamazlarsa çözüm süreci sıkıntıya uğrar endişesinden dolayı, karara itiraz ediyorlar, bunları anlayışla karşılamak lazım.Bir diğer kesim ise bu kararı HDP'yi sevdiği için değil,bölgede seçilecek vekillerin AK Parti'nin hanesinden düşüleceği için kararı destekliyorlar ki; anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğa ulaşmasın diye.Halbuki seçimlerde her parti kendi program ve projelerini kamuoyuna sunsa, demokrasinin  gelişmesi ve kurumlaşması için çaba gösterse daha iyi olmaz mı.? Daha düne kadar Kürtlerin varlığı kabul edilmezken bugün Türkiye demokrasisi için kurtarıcı pozisyona gelmesi hem Kürtlerin, hem de demokrasi güçlerinin yıllar boyu mücadelesinin ürünü olduğunu unutmayalım.

    Yazının başlığını okuyunca devamını bildiğimizden dolayı yüzünüzde oluşan gülümsemeyi tahmin edebiliyorum.Bütün hayatı boyunca milliyetçiliğin bayraktarlığını yapmış, demokratlara, sosyalistlere ve bilhassa Kürtlere açık açık düşmanlığını belirtmekten kaçınmayan bir hanımefendi yazar, seçimlerde HDP'ye oyumu vereceğim diyerek gündemin ortasına hoplayıverdi.Yani ay değil bayram değil eniştem beni niye öptü diye sorma,öpüşü iyi niyet alamati olmasını da bekleme.Bu yazarı iyi tanımayanlar bayağı da sevindiler ki sorma gitsin.Daha bir iki gün geçmeden paralel yapıyı savunma adına Mit müsteşarını karalama adına; Mit'in KCK'yla ortak çalıştığına dair zehir zemberek yazısı malum medyada yer alınca, gerçek kimliği apaçık sırıttı.Akrep misali yarı yolda dayanamadı iğnesi sokarak kendisinin ne mal olduğunu bilmeyenlere de öğretmiş oldu.

      HDP'nin seçimlere parti olarak girmesi Türkiye demokrasisinde önemli bir karar olarak tarihteki yerini alacaktır.Bugüne kadar değişimin iki ana unsuru olan muhafazakar dindarlar ve Kürtlerle birlikte  değişimi savunan demokratlar, liberaller, sosyalistler,çevreciler olmak üzere, tüm emeği ile geçinenlerle birlikte devletten beslenmeyen girişimciler değişim için mücadele ettiler.Değişime karşı çıkanlar ise anayasaya sımsıkı sarılarak sistemin devamı için her yolu denediler ve denemeye de devam edeceklerini açıklıyorlar, zaten bu politikalarını sürdürmekle yok oluşlarını hazırlıyorlar.Gerçek demokrasinin işlerlik kazanması da bu gerici güçlerin tasfiyesi sonucu gerekleşecektir. HDP'ye düşen ana görev demokrasinin ana ayağından birisi olacağını geniş kitlelere anlatması, onları ikna etmesi, kucaklaması ve sarmalamasıdır.Bugüne kadar AK Parti düşmanlığı nedeniyle bazı partilere verilen kerhen oylar, ülkede kurulacak barışın ana damarlarından birisi olan HDP'ye gönül rahatlığında verilerek oyların  boşa gitmeyeceğini  göreceklerdir.Parlamentoda yer alacak barış ve demokrasi güçleri, barış için,adalete için ve sivil anayasa için her kesimle ortak hareket edeceklerdir.Çünkü demokrasi tek kanatlı olamaz.Geçen yazımda belirttiğim gibi HDP ana muhalefet partisi moduna girmiştir, üzerine düşen görevin üstesinden gelecektir.

  • Abone ol