Uzun süredir Türkiye siyasetine damgasını vuran parti HDP oldu.7 Haziran seçimlerinde barajı aşacak mı,aşamayacak mı soruları üzerinden siyasi analizler yapılıyor.Neden bu parti bugünlerde sürekli gündemde tutuluyor.Bunun bir kaç nedeni var.Birinci ve en önemli nedeni HDP'nin Kürt siyasi hareketinin ana temsilcisi olması, çözüme yaklaşmışken parlamento dışında kalması çözüme olumsuz etki yapacağı kuşkusunun yer alması.Gerçi bu duruma geldikten sonra çözüm sürecini hiçbir güç rayından çıkarmaya gücü yetmez,çıkarmaya kalkanlara da gereken cevap verilecektir.Barışı destekleyenler doğu ve Güneydoğuda %)90, batıda ise %70 civarında, bu oranlar seçimlere doğru yaklaştıkça daha da yükselecektir.Bir başka neden ise; HDP'yi koçbaşı yaparak AK Partinin meclisteki sayısının artmasını önleyerek başkanlık sistemine geçilmesini önlemek.Bu verilen destek gerçekten samimi mi diye sormaya gerek yok, gerçi destek verene de niye destek veriyorsun denilmez ama düşmanlık üzerinden politika yapanların desteğini sorgulamak gerekiyor diye düşünüyorum.Çünkü bugüne kadar Kürt düşmanlığı konusunda tescilli olanların varlığı dikkat çekici.

     HDP'nin desteklenmesinin ana ve birincil nedeni Türkiye demokrasisinin en önemli dönemeçlerinden birisini yaşıyor olmasıdır.Ayrıca Ortadoğu'da bir takım dengelerin yerli yerine gelmesi açısından da önemlidir.HDP dışındaki muhalefet partilerinin demokrasi diye bir dertleri yok,varsa yoksa sistemi savunmak, AK Parti düşmanlığı üzerine kurdukları politikalarla varlıklarını bir seçim daha uzatarak yaşamlarını sürdürmek veya olası bir kriz çıkarda darbe olursa hükümette yer almak.Bu politikalarına HDP'nin katılmasını sağlamak için de var güçleriyle çaba gösteriyorlar.İşte burada HDP'nin önüne çok geniş bir alan açılırken aynı zamanda çok önemli bir sorumluluk da düşüyor.AK Parti karşıtı olan kitleler muhalefet partilerinde aradıklarını bulamadıkları için gözlerini HDP'ye dikerek, bir umut olur mu sorusunu sormaya başlamaları sevindirici.Bu nedenle HDP yalnız Kürt seçmenlerin değil, toplumda dışlanmış tüm unsurların sözcüsü olma durumunda, ancak geniş kitlelerin desteğini alırsa başarıya ulaşacaktır.Seçimlerdeki ana teması; barış, barış,barış olmalıdır.Bu barış sadece devletle Kürtler arasında olacak barış değil, tüm toplumsal guruplar arasında da oluşacak barış olacaktır.Yine devam edelim; ana tema Demokrasi,Demokrasi olmalıdır.Bu demokrasi çoğunlukçu olmayıp,çoğulculuğu hedefleyen demokrasi olmalı.Her türlü vesayete karşı çıkılan, yerel yönetimlere öncelik tanıyan, katılımcılığı ön planda tutan, toplumda var olanların parlamentoda da temsil edilmelerini sağlayacak seçim sistemiyle, demokrasiyi ana ilke edinen siyasi parti düzenlemeleriyle ve çok daha önemli olan ekonomideki gelir dağılımın düzenli hale getirecek sivil bir anayasa yapımında önemli görev üstleneceği için HDP mecliste yerini almalıdır.Mecliste bulunan diğer partilerle adı ne olursa olsun demokrasi konusunda uzlaşma yapabilecek bir konumda olacaktır.Bu görev HDP için onurlu bir görev olacaktır.Yalnız parti olarak değil tüm hakların da onurunu kurtaracaktır.

         Bugünlerde yine at izi it izine karışmış durumda.Daha düne kadar cuntacıların yargılandığı davalar birer birer son buluyor.Bazıları beraatla sonuçlanıyor,bazıları da takipsizlik kararıyla sonuçlanıyor.İlginçtir cunta davalarının avukatlığını yapanlara bakıyorsun o davanın savcı ve yargıçlarıyla kuzu sarması, yıllar boyu köşelerinde sistemin bekçileri diye ağır saldırıda bulunan eli kalem tutan adama bakıyorsun sistemin kalesinden ahkam kesiyor ve sistem kucağını açmış korumasına girmeyi içine sindirmiş, merkez medyanın gazetecisi olmuş.Rahmetli bir ağabeyim vardı; ne zaman gıllı gışlı işlerin döndüğünü görse küfretmez şu sözü söylerdi."Nerenize ne atayım".

  • Abone ol