İlkokuldayken rahmetli öğretmenimiz Fevzi Ünlü, bizlere ara sıra kurumları tanıtmak amacıyla geziler düzenler, ogün ders yapmadığımız için sevinç içinde sıraya girer,düzenli bir şekilde öğretmenimizin  söylediklerini yerine getirirdik.Bizim için eğlenceli geçen günlerden birisi olurdu.Bu gezilerden birisini de kütüphaneye yapmıştık.Kütüphane deyince sakın aklınıza ahım şahım bir yer gelmesin.Belediyenin doğu cephesinde bir kaç basamakla çıkılan küçük bir odadan müteşekkil, masada birkaç gazete ve birkaç dergi ile raflarda varlık yayınevinin kitaplarının yer aldığı, tek bir memurun görev yaptığı, hani derler ya kütüphane yok demesinler babından.Ha; bu arada kütüphane memuru olan Hakkı amcayı da yadedelim,namı diğer ŞİPHAKKI, bizlere bayağı emeği geçmiştir.

     Benim kütüphaneyle ilk alışverişim Çorum Lisesinde öğrenciyken olmuştur.Reşat Nuri,Halide Edip Adıvar,Yakup Kadri'nin kitaplarını orada tanıdım.Yaşadığım dünyadan başka yeni dünyaların olduğunu o zaman farkettim.Esaslı kütüphaneyi Edebiyat fakültesinde tanıdım, iki katlı her tür kitabın olduğu sessiz ve kitap kokusunun yoğun olduğu, dışardaki patırtının,gürültünün yok olduğu insanların mabetlerde bulduğu huzurun başka bir biçimini burada bulduğumuz düşüncesini taşırdık.O yıllarda hangi büyüğümüzle karşılaşsak bizlere kitap okumamızı önerirler, hatta okudukları kitapları bizlere masal anlatır gibi aktarırlardı.Maalesef bu yıllar uzun sürmedi 12 Mart ve 12 Eylül cunta dönemlerinde milyonlarca kitap yakıldı veya imha edildi.Aslında yakılanlar geçmişimiz ve geleceğimizdi.Bugün çoğumuz geçmişimizi yeterince bilmiyoruz, bir ara kitap taşımak molotof taşımaktan daha tehlikeli olarak görülüyordu.Akşamları televizyon ekranlarında masada dizilmiş kitaplardan yasak yayın diye bahsederlerdi.Rahmetli anacığım ağustos sıcağında sobada kitapları yakarken komşuları sormuşlar; bu havada soba mı yakılır Fatma teyze dediklerinde ne yapalım banyo yapıyoruz diye sanki suç işlemişcesine gerekçeler uydurarak, yalan söylemek zorunda kalmış, olan yalnız bizim evde yaşanmamış,milyonlarca insan aynı trajediyi yaşadı.O günleri yaşayanlar bugünlerin değerini daha farklı anlıyorlar.

       Her yılın mart ayının son haftasından başlayıp bir hafta boyunca Kütüphane Haftası olarak kutlanır,anılır veya bu konuda etkinlikler düzenlenir.Bilhassa okullarda bu konuda konferans, forum, panel gibi çalışmalar yapılır, gerçi yapılanların çoğuda iş yerini bulsun babından yapılırdı.Son yıllarda her alanda görülen değişim bu alanda da kendini gösterdi.Bilhassa Düzce'de yeni yapılan kütüphane binası restore edilerek gerçek bir kütüphane haline getirilmiş, bu alanda emeği geçen tüm görevlileri kutlamak gerekir.Öğrenci kardeşlerimizi teşvik ederek kütüphaneyle dostluk kurmalarını sağlamada sorumluluk almalıyız.Tabii yalnız öğrenciler değil her yaştan insanlara hizmet verebilecek kapasiteye sahip, bu nedenle bir ara yolumuzu düşürelim derim.Ne dersiniz.

       Yukarda bahsettiğim yer doğduğum yer olan Çerkeş'di. Şu an kütüphanenin durumu hakkında yeterli bilgiye sahip değilim ama en kısa zamanda modern bir kütüphaneye Çerkeş ve Çerkeş'li kavuşur düşüncesindeyim.Kütüphane haftanızı da kutlarım.

  • Abone ol