12 Eylül günü TRT'de 4 generalle yaptıkları basın toplantısını pür dikkat dinlemiş, bundan sonra olacakları üç aşağı beş yukarı tahmin ediyordum ama yinede o günkü bilinç yapısıyla  hareketin bu boyutta  olacağını tahmin edemiyordum, gerçi kendi adıma suç olarak nitelenecek bir eylemim olmamıştı, fakat çevremdeki insanlar 12 Eylül'ün yapılması gerekçesini koministlere yüklediği için bizleri sorumluymuşumuz gibi göstermesi karşısında insanların bakışları değişmeye başladı.Tutuklamaların yaygınlaşması karşısında insanların yalnızlaşma süreci hızlandı ve insanlar gölgesinden korkmaya başladı.Anayasa oylamasında çıkan %92 evet oyu, bu korkunun en en açık göstergesidir.Maalesef bu oylama; serbest ve özgürlük ortamında yapılan seçimlerle kıyaslama yapılarak günümüzde yapılan seçimlerin meşruiyetine gölge düşürmek için  kullananlar oldu.Halbuki o seçime seçim denmesi bile ayıbın en alasıdır.

      Dün cunta liderinin ölüm haberinin verilmesiyle sosyal medyaya düşen mesajlara baktığım zaman küfrün bini bir para.Önüne gelen haklı olarak Kenan Evren'e tepkilerini en ağır biçimde ifade ediyorlar.Dikkatimi çeken kasabamızdaki bir tanıdık da o küfürleri yapanlar arasında; halbuki Evren'i en fazla alkışlayanlar arasında olduğuna şahidim, bazı insanlar anında tavır değiştirmede bayağı becerikliler.

   Çocukluğumda sinemaya gider, filmdeki iyi adamları alkışlar, kötü adamlara kızardık.Rahmetli Ahmet Tarık Tekçe bu kötü adamlardan biriydi.Her fena işleri buna yaptırırlar ve her zaman iyi adamlar tarafından sopa yerlerdi.Nerden bilelim bunun bir senaryo icabı olduğuna, esas filmin yapımcısı, senaristi, sesçisi, rejisörü olduğunun ve filmin bir ekip işi olduğuna.Varsa yoksa kötü adam bizim için önemliydi.Şimdi de Evren kötü adam misali tu kaka ediliyor.Birazcık zahmet edin; o günlerde solcu, demokrat olarak geçinen bir sürü gazeteci, politikacı, bilim adamı kılıklı kişileler 12 Eylül'ü alkışlayarak karşıladılar.Aslında darbe sonrası ABD'ye iletilen haberde; darbeyi yapanlar bizim çocuklar diye müjde veriliyordu.Esas darbenin sahibi Pentagon'du.İçerde ise başta TÜSİAD,TÜRK-İŞ ve sisteme göbekten bağlı örgütler, tabii ki KONTGERİLLA adı verilen derin yapıyla paramiliter örgütleri sayabiliriz.Hiç unutmam bir işveren sendikanın başkanı aynen şu ifadeyi kullanarak 12 Eylül'ün gerçek yüzünü afişe etmekten kaçınmıyordu."Bugüne kadar biz ağladık, bundan sonra da işçiler ağlasın." Onun için bu darbenin arkasında şimdiki deyimiyle KÜRESEL GÜÇLER vardı, cuntacılar da birer piyondu.35 yıl geçti bu güçler hala iktidarlarını korumak için var güçleriyle savaş veriyorlar, bu savaşlarının amacını gizlemek için halka gerçekler yerine onları korkutarak yanlarına destek için senaryolar üretiyorlar.Gerçi bu senaryolar eskisi gibi müşteri bulmasa da kafaları karıştırmaya devam edegelmekte.

       Gerçekten demokrasiyi savunanlara bugünlerde çok önemli görevler düşmekte; açık bir şekilde demokrasi için neler gerekliyse bunu kamuoyuna açık bir şekilde deklere etmek zorundalar.Yıllarca halkı korkutarak demokrasinin önüne takaz koyanlardan demokrasi beklemek ham hayal olur.Onun için Kenan Evren'e küfür etmek aynen Ahmet Tarık Tekçe'ye küfür etmekten farkı yoktur, gelin senaryoyu değişteren politikalar üretelim ki; Ahmet Tarık Tekçe'lere görev düşmesin.

     Ama yinede binlerce insan bu rejimde acılar çekti, hayatlarını kaybetti, hala o cuntanın anayasasını kullanıyoruz ve utanmadan 12 Eylül'ün tetikçisine küfrederek günah çıkartmaya çalışıyoruz.Belki günü kurtarabiliriz ama tarihteki aldığımız yer hiç bir zaman aydınlık olmayacaktır; bu biline.

  • Abone ol