Teknik bir arızadan dolayı yazımı cuma günü gazeteye ulaştıramadım.Bu nedenle siz okurlarımdan özür dilerim.Ulaştıramadığım yazının ana konusu Cerattepe'de maden çıkarma konusuyla ilgiliydi.Başbakan sayın Davutoğlu Yeşil Artvin Derneği yöneticileriyle görüşerek maden çıkarma işleminin yargı kararı çıkarılıncaya kadar durdurulması kararını vererek konunun daha fazla istismar edilmesine meydan vermedi.Cerattepeden yeni bir 'Gezi' çıkartabilirmiyiz hayaline kapılanlar olduğu gibi, Kandil'den de bizde varız diye olayı köpürtmeye çalıştılar ama nafile.Bu karar bazıları tarafından zafer olarak ilan edilirken, bazıları da bunu teslim olma gibi algılanacağını öne sürdüler.Aslında bu kararda ne bir zafer, ne bir yenilgi vardır.Maden çıkarma olayı; çevreye en az zarar vererek çıkarılmasına çalışılacak.Dünyanın hiç bir yerinde çevre etkilenmeden maden işletmeciliği yapılamaz.

        26.Şubat günü gazetemizde yayınlanan bir haber çok önemliydi, gerçi sürmanşetten verilmişti."Yığılca'ya Ağaoğlu Müjdesi" başlığı okuduğum zaman galiba Ağaoğlu Yığılca'da toplu Konutlar yapacak diye düşünürken, haberin içeriğini okuyunca 'Müjde'nin Yığılca'ya yapılacak çimento fabrikası olduğunu okuyunca içimden eyvah ki, eyvah diye iç geçirdim.Çünkü bu konuyu daha önce Çerkeş Haber ve Çerkeş Vuslat Haber internet sitesinde kaleme almıştım.Çünkü Çerkeş'e de bir çimento fabrikası kurulma çalışmaları yapılıyormuş, o gün yazdığım yazıyı aynen aktarıyorum.

         'Çimento fabrikalarının doğaya ve insana verdiği zararlara bir bakalım.

& Döner fırınlarda meydana gelen gazlar(SO,CO,NO) öğütülmüş kireçtaşı ve çimento tozları en önemli kirleticiler.Bu gazlar çevreye Kadmiyum elementi yayarak, toprakta birikerek bitkilere geçiş yapar, insanlarda sürekli başağrısı, insanlarda sürekli baş ağrısı,baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, uykusuzluk,sinirlilik, göğüs ağrıları ve astıma yol açar.

& Fabrikadan uzaklaştıkça Kadmiyum miktarı azalır, bitki boylarında artış görülür.

& Bitkilerden hayvanlara geçen bu gazlar hayvancılığı da olumsuz etkilemektedir.

& Yerüstü ve yeraltı sularını kirletmekte,mide ve barsak kanseri gelişimine neden olmaktadır.

&Fay hatları üzerinde kurulursa depremin tetiklenmesine neden olmakta.

& Çimento fabrikası işçileri en önemli risk gurubudur.'

       Durum vaziyet bu halde iken; şu soru soruluyor, peki sanayileşme olmayacak mı?. Tabi ki sanayileşmeye kimse hayır diyemez, lakin getirdiği ile götüreceğine baktığımız zaman hiç de iyi sonuçlarla karşılaşmayacağımız kesin.Yığılca gibi bakir ormanları olan, yanıbaşında Yedigöller gibi doğa harikasının, İstanbul'un içme suyunun kaynağı olan Melen çayının kirlenmemesi ve bozulmamasının garantisi varmı.Ayrıca hava kirliliğinin önemli boyutlara ulaştığı Düzce'nin ne hale gelebileceğini tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.

           Sevgili Başkan Muzaffer Yiğit; çalışmalarınızı basından takip ediyorum, maşallahınız var hiç boş durmuyorsunuz, ürettiğiniz projelerle kapı kapı dolaşıp, Yığılca'ya yapacağınız hizmetlere destek ve yardım alabilmek için koşturduğunuzu biliyorum. Bilhassa Melen Çayı projesi gerçekleşirse, Yığılca ve Düzce turizm konusunda atağa geçecektir.Lakin bu çimento fabrikası olayını biraz daha düşünmeniz gerekiyor.Bugün AB ülkelerinin hiçbirisinde çimento fabrikası yok, bizim çimento fabrikalarının tamamını Fransızlar verimli yatırımlara yönelirseniz hem Yığılca'yı hem de Düzce ovasını kurtarmış olursunuz.Yığılca'da kalıcı olmak istiyorsanız bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum.

       Yazıyı, Kızılderili kabile reisinin meşhur sözüyle bitireyim. "SON AĞAÇ KESİLDİĞİNDE, SON NEHİR KURUDUĞUNDA, İŞTE O ZAMAN PARANIN YENMEDİĞİNİ ANLAYACAKSINIZ".

 Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol