1Kasım seçimlerinden %50 ye yakın oy alarak tek başına iktidara gelen AK Parti için, bazı çevreler ve kalemler şu tehdidi savuruyorlardı.Tek başına iktidar olsan da; ülkeyi yönetemeyeceksin.Bazıları da daha da ileri giderek Türkiye'nin düzlüğe çıkabilmesi için 'İç Savaşı' yaşaması kaçınılmaz diye,kapkara tablolar çiziyorlardı.Daha önce de çözüm süreci sırasında Kandil'e kadar giderek ne barışı, ne aldınız da barış yapacaksınız, Orta Doğu'da konjöktür lehinize iken Kürt devleti kurmanın tam sırası diyenler mi ararsın.Masa başında hem Türk gençlerinin, hem de Kürt gençlerinin kıyımına alkış tutarcasına pervasızca kışkırtmalarına devam ettiler.Cizre,Silopi, Sur,Silvan hendekleriyle hükümeti sarsamayacaklarını anlayınca bu sefer de barış çığlıkları atarak, hükümeti katliam yapıyor suçlamasıyla batı dünyasının müdahalesine davetiye çıkardılar.Yıllarca "Kahrolsun ABD Emperyalizmi" diyen sözde günümüzün solcuları da gizliden gizleye bu koroya katılarak ABD'den medet aradılar.Emperyal devletlerin tarihinde nerede, ne zaman, kime özgürlük mücadelesinde arka çıktılar, böyle bir durum yaşandı mı?. Sen tut; dar bir alanda egemen olma sevdasıyla, kısa vadede ki çıkarların için Türkiye Halklarının çıkarlarını tehlikeye sokmaktan çekinme.Gerçi Kürt halkı bu gerçeği fark ederek seni dış desteğinle yalnız bıraktı.İç desteğin yoksa dışarıdan ejderhanın desteği olsa beş para etmez.

          22 Temmuzdan bu yana yaşanan hendek, barikat yoluyla hükümeti yıkma girişimlerinin başarısız olması sonucunda, son çare olarak canlı bomba katliamlarıyla toplumu çaresizliğe ve umutsuzluğa yöneltme girişimleri de duvara toslamıştır.Toplumun geniş kesimleri bu terör saldırıları karşısında yılgınlık bir yana, dimdik ayaktayız mesajlarını vermiştir.Rusya'nın çekilmesi, ABD'nin PYD'ye karşı federasyon konusunda tavır alması,AB'yle mülteciler konusunda anlaşmaya varılması ve en son olarak haziran ayından itibaren AB'ye vizesiz giriş yapılması konusunda anlaşılması, hükümetin dışardaki gücünü ispatlayan politikalar.Ama en önemlisi Kürt halkının PKK'ya destek vermemesi can alıcıydı.Çünkü 2-3 yıl çatışmasızlığın yaşanmasıyla Kürt halkı barışın tadına vardı, Avustralya'dan bile turistler bölgeyi adım adım gezip, ticaretin canlılık kazanması, bir takım yatırımlarla refah düzeyinin artması karşısında barışa dört kolla sarıldılar.Fakat heyhat! Cuma günkü Düzcenin Sesi gazetesindeki haberi okuyunca şaşırmadım dersem yalan olur.Başta;Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve diğer bakanlarla, MİT ve kamu görevlileri hakkında "Terör örgütüne yardım ve yataklık" suçundan suç duyurusunda bulundu.Kim; Düzce CHP İl örgütü.Peki daha başka ne yapmışlar; "Erdoğan'ın emir ve talimatlarıyla, AKP hükümeti üyeleri ve bürokratlarınca terör örgütünün lideri ve üyeleri ile bir dizi görüşmelerin yapılması".Anlamadığım şu; 1984 yılından bu yana bu mesele görüşme yapılmadan nasıl çözülür, bu konuda kim ne öneri getirdi ki.Bu görüşmeler sayesinde Kürt halkı yıllarca eziyet gördüğü devletin aynı devlet olmadığını gördü, yapılan çok önemli reformlar sayesinde Kürt yurttaşlarımız birinci vatandaş olma zevkini yaşadı.Sen tut çözüm için elini taşın altına koyanları terörle işbirliği yapıyor diye suç duyurusunda bulun, El İnsaf. Adama demezler mi; senin milletvekillerin Sur'da, Cizre'de güvenlik kuvvetlerine saldıranların cenaze törenlerinde ne işi var?.

       Başarılı politikacıların en önemli özelliği halkın nabzını tutma, halktan kopmadığını gösterme ve sorunları halkla paylaşarak onları da sorumluluk verme, onlardan gelen eleştiri ve önerilerle yeni ufukların açılmasına imkan yaratmalarıdır.Hatta özür dileyerek eksiklikleriyle yüzleşmekten kaçınmazlar.

                Perşembe günü gazetemizde sayın Keleş'in sivil toplum temsilcileriyle yaptığı basın toplantısının haberi vardı.Konuşmasına başlarken; "Zaman zaman sivil toplum kurumlarına yapılan işlerle ilgili bilgi vermeyi ihmal ettiğini söyleyerek geç kaldık özür diliyoruz" dedi.Ayrıca; "Bir de itirafta bulunmak gerekirse şahsım adına ve Düzce Belediyesi adına bazı spekülasyonların da çoğalması bizim bu toplantıyı yapmamızı bir anlamda mecbur etti." İçe kapanık çalışmalar yapılabilir de lakin dışardaki havayı ihmal ettiğin zaman, politika boşluk tanımaz, bir takım çevreler o boşluğu doldurmaya kalkar, başarıların karşısında yeni projeler üretemeyenlerin ekmeğine yağ sürmüş olursunuz.Deneyimli başkan, Düzce'nin nabzını tutan STK'larla bir araya gelerek Düzce'ye verdiği mesajlarla yola tam gaz devam edeceğini deklere etmiştir.

       18 Mart Çanakkale Savaşının 101. yıldönümünü anarken yurt savunmasında şehit olanlara rahmet diliyorum.Yalnız şu soruyu da sormadan geçemeyeceğim.İttihatçılar bizi bu savaşa niçin soktular, bu sorunun cevabını almadan ve ittihatçı politikaların hem Osmanlının sonunu getirdiğini, hemde Cumhuriyetle birlikte çözülmeyen sorunlarla günümüzde boğuştuğumuzun bilincinde olamayız.

    13 Mart katliamında yaşamlarını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.Türkiye halkını bu saldırılarla yıldıramayacaksınız, ülkemizi böldüremeyeceksiniz bu böyle biline.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol