Hacıbektaş Veli'nin altın değerindeki bu sözleri dilimize kazandıralı yüzyıllar oldu; lakin insanlık var oldukça bu sözlerin geçerliliği devam edecek.İletişimin sağlıklı olabilmesi için bu üç unsura çok dikkat etmemiz gerekiyor.Bilhassa her gün kamuoyunun önünde olan siyasetçi, yazar, gazeteci ve entellektüellerin bu konuda çok titiz davranmaları gerekmektedir.Çünkü yukarıdan aşağıya doğru gelen bu dalgalar toplumu anında ikiye,üçe bölmekte ayrışmaların yarattığı yarılmalar kamplaşmayı derinleştirmekte.

      50-60 arası çocukluk dönemimdi; bu yüzden o dönemde yaşananları kitaplarda ve dinlediğim söyleşilerle biliyorum.65-80 arasını gayet iyi hatırlıyorum, 80 den sonrasını iliklerime kadar yaşadım,hala yaşamakta da devam ediyorum.O günlerden kalan bir kaç anekdotu hatırlamatmak isterim.' İsmet İnönü asker kaçağıdır.'Menderes öğrencileri kıyma makinelerinde doğramış'.'Morrison temsilcisi Demirel'. 'ABD İşbirlikçisi', 'Kominist Ecevit'. Hatta Demirel'le Ecevit'in çok gergin olduğu dönemlerde gazeteciler Demirel'e soruyorlar.-Sayın Demirel Ecevit'in elini sıkmışsınız.Yanıt- Elini sıkmayıp da neresini sıkacaktım, gibi. Hem biraz gülümseten, hem de biraz insanın yüzünün kızardığı bir durum.Yine ha keza; Özal'ın İnönü için söylediği torununu kastederek 'benim küçük Turgut'a anlatsın' sözü günlerce kamuoyunu meşgıl etmişti.Dikkat ederseniz siyasetin daraldığı, projelerin üretilemediği dönemlerde kamuoyunun dikkatini çekmek için "vara da yoğa da" konuşmayı marifet saymaları sonucu bazen ağızdan çıkan kelimelerin nereye gideceği pek bilinmiyor.Aynen kurşunun namludan çıkması gibi.Bilinçsizce söylenen sözler hem karşıdaki kişiyi yaralıyor ve çoğu zamanda bumerang misali sözü eden kişiyi paçavraya çeviriyor.

         Geçen hafta boyunca Ana Muhalefet Partisi liderinin CHP gurubunda yaptığı konuşma manşetlerden inmedi.Kılıçdaroğlu ne demişti. Karaman'da Ensar vakfında çocuklara taciz ve tecavüz yapıldığı için;siyasi iktidarı eleştirirken 'Milli Eğitim Bakanı konuşmuyor, Vali konuşmuyor,Emniyet müdürü konuşmuyor, Aileden sorumlu bakan da birilerinin önüne yatmış o da konuşmuyor'. Canlı yayında konuşmayı dinliyordum; eyvah dedim yine büyük bir çam devrildi, bu nasıl telafi edilir, hiç olmazsa sözlerim yanlış anlaşıldı, kastım bu değildi diye özür dileyeceğini umuyordum.Maalesef, bırakın özür dilemeyi, sözlerimin arkasındayım diye de tavrını aynen sürdürdü.Gerekçesi de ilginçti; bu sözün esas sahibi AKP'li bakan diye de kendisini savundu.Birebir hangi CHP'liyle konuşsam kimse bu sözleri  savunmuyor ve Kılıçdaroğlu'nu eleştiriyor.Lakin başta CHP'li kadın milletvekilleri başta olmak üzere diğer milletvekilleri de genel başkanlarını savunuyorlar.Hatta daha da ileri giderek bizim Anadolu'da koruma amaçlı söylenen bir deyim diyede türkçeye deyim kazandırmaya çalışmaları da cabası. İş bittimi; hayır, karşı cenahtan daha da ağır suçlamalar peş peşe sıralanmaya başlandı.Sayın Erdoğan Kılıçdaroğlu'na 'Siyasi Sapık' suçlamasıyla cevap verdi, Kılıçtaroğlu'da ona 'Dikizcisin' diye yanıt vererek sapık kelimesi gündemde yer aldı.

        Peki bu tür siyasi polemiklerin ülke sorunlarını çözmede bir yararı varmı, buna karşılık sorunların kördüğüm olmasına yol açmakta.Beyler lütfen 'Elinize, dilinize ve belinize' hakim olunuz.Eğer olamıyorsanız bu halk size bunun bedelini ödetir.O beğenmediğiniz halk; hergün çetele tutuyor, seçimlere sıra gelince çeteleyi hesaplayıp faturayı önünüze koyveriyor, ona göre.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol