Yargıtayın Ergenekon davasında verdiği karar bazı kesimlerin canlanmasına, sanki sütten çıkmış ak kaşık gibi tertemiz olduklarına toplumu inandırmaya çalışmalarına bakarsanız.Sanki Türkiye’de 28 Şubat,27 Nisan, 203-2004 darbe girişimleri olmamış, Örnek’in ve Balbay’ın günlükleri sanki lise günlükleri öylemi.

    Susurluk’ta araba kazası olunca; toplumda büyük bir infial yaşandı.Kitleler sokaklarda tepkilerini gösterirken,ne oldu birden bu tepkiler Refah-Yol iktidarına yöneltildi,siyasilerin yanlışları da eklenerek 28 Şubat Post-Modern darbe gerçekleştirildi.Ergenekon davaları görülürken aynı korkuyu yaşamakla beraber,ilk defa cuntacılar mahkeme önüne çıkartılıyor ve hesap soruluyor.Azımsanacak bir durum mu?.Fakat; Ahmet Şık,Nedim Şener’in, Türkan Saylan’ın gözaltına alınıp tutuklanmaları, ayrıca İlker Başbuğ’un ve binlerce KCK tutuklanması kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına neden olsa da; yukarıda yaşanan fırtınalardan aşağıda bizim haberimizin olması beklenemez.

   Adı Ergenekon olsun,Derin Devlet olsun,Kontrgerilla olsun,Seferberlik TetkikKurulu Dairesi olsun fark etmez, hepsi aynı kapıya çıkar.1952 yılında Nato’ya girdikten sonra Sol hareketlerin gelişmesini önlemek için kurulan Avrupa’da GLADİO diye nitelenen bu illegal yapıyı 1974 de Başbakan Bülent Ecevit’ten ödenek istenince örgütün varlığından o zaman haberi oluyor Türkiye Başbakanın,1978 de sayın Ecev it Kontgerilla vardır deyince; zamanın Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar ne kontgerillası böyle bir örgüt yoktur deyince; bir Allah’ın kulu da itiraz etmedi.

   Bu örgüt; 6-7 Eylül olaylarını, 27 mayıs’ı, 12 Mart’ı, Mahirlerin kaçırılması ve Kızıldere’de katledilmesi, 12 Eylül öncesi kamplaşmasının yaratılmasında, yazar,akademisyen, sendikacı ve yüzlerce insanın katledilmesinde rol almış, darbenin alt yapısını oluşturmuş.ABD yetkililerinin deyimiyle “Bizim çocuklar işi bitirmiş”.Bunları yazınca demezler mi; peki bu arada siz ne yapıyordunuz.Biz ise bazılarımız gerçekten bu gücun önüne geçmek için var gücümüzle mücadele ederken,bazıları da sanki darbe ateşine odun taşıyorlardı.Bunu en güzel örneğini Kenan Evren’in yargılanması sırasında yaşadık.Bu dava sırasında bin dereden su getirdiler, bir takım gerekçelerle, küçümseyerek davanın arkasında durmadılar.Bu durum devlet içindeki gizli yapıyı harekete geçirterek Ergenekon davasını sulandırdılar, her şeyi bu torbaya atarak kamuoyundaki duyarlılığı mahvettiler.Demek ki; amaçlanan hesap sorma değil, kendileri için alan yaratmak için bunu koz olarak kullanmalarıymış.Mit krizi başlayıp,Gezi olaylarıyla devam edip,17-25 Aralık darbesiyle hedefe varmayı hedeflemişlerdi.Fakat siyasi iktidar gücünün farkına vararak bu operasyona izin vermedir.Yalnız şu da anlaşılmasın, tamam bazı haksız uygulamalar olmasına olmuş ama Ergenekon diye bir yapıda yok değil.Gerçi Yargıtay usulden bozmuş, yeniden yargılama yapılacak.Hiç boşuna ümitlenmeyin, demokrasi güçleri bunun arkasında duracaklardır.

     Yine hiç yoktan uzun zamandır tartışılmayan Laiklik gündemin ana tartışma konusu oldu.Meclis başkanı İsmail Kahraman; ünversitede yaptığı konuşmada yeni yapılacak anayasanın dindar olmasını istemiş.Mal bulmuş mağrip hesabı bu demece sarılıp, şeriat geliyor, biz zaten demiştik vari korku demeçleriyle toplumu germelere girerken.Başta CB sayın Erdoğan; durun bakalım yapacağımız anayasada laiklik yer alacak, laiklik her inanca devletin eşit yaklaşımı olacak demesi, ayrıca burası da çok ilginç; ‘Ben Müslümanlığımı yaşarken, Ateist ateistliğini,Alevi Aleviliğini yaşayacak, o zaman sorun olurmu’.İşte gerçek laiklik budur.Yeni anayasayla umarım gerçek laiklik,gerçek hukuk devleti, gerçek sosyal devlet ve gerçek demokratik devlet kurulacak.Bugüne kadar sözde olan kavramlar, özde kavramlara dönüşecek.İnsanları ŞERİAT gelecek korkusuyla demokrasiden uzaklaştıranlar boşuna ümitlenmeyin.Hedef tam demokrasiye gidiş kemerlerinizi bağlamayı unutmayın,bazen Türbülansa girersek korkmayın,korkutanlara da kulak vermeyin.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol