Osmanlı'dan devralınan Kürt sorununun tarihçesi 100 yıla yaklaşmakta.1984'den bu yana silahlı mücadele yaparak Kürtlerin 'özgürlük haklarını' savunduğunu iddia eden PKK'nın  son bir yılda gerçek amacının ne olduğu apaçık bir şekilde hem Kürt halkı ve hem Türk halkı tarafından görülmüş olması; başta PKK'nın ve HDP'nin yöneticileriyle,medyadaki uzantıları bu işin içinden nasıl çıkacaklarının telaşına düştüler.Daha düne kadar 'Devrimci Halk Savaşı' isteyenler bunlar değilmiş, 'Biz sırtımızı YPG'ye, PYD'ye dayadık' diyenlerle 'PKK sizleri tükürükle boğar' diyenler gitmiş.Tıpkı Deve Kuşu misali başını kuma sokarken bütün vücudu ortalık yerde apaçık sırıtırken, aslında biz barış istemiştik sözlerinin toplumda karşılığını bulana aşk olsun.

          Şimdi aklı başında olan Kürtler ve Türkler PKK'dan şu sorunun cevabını istiyorlar.Siz Türkiye'den tam olarak ne istiyorsunuz; bağımsızlık mı, özerklik mi, federasyon mu, yoksa demokratik,laik, sosyal hukuk devletimi? Açık şekilde bunu kamuoyuna bildirin, bildirin ki; sizin ne istediğinizi bizlerde bilelim.Bakmayın bazılarının düşünce özgürlüğü yok safsatasına, bugün Türkiye'de her konuda konuşmak, düşünce belirtmek serbest, yeter ki hakaret ve sövgü olmasın, şiddete övgü olmasın.

         2009 dan 2015 yılına kadar Kürt meselesinin konuşulmayan tarafı kalmadı, PKK'nın yurt dışına çıkma kararı alması ve uygulamaya başlaması, hem içerde hem dışarıda bazı kesimleri alabildiğince huzursuz etti.Hatta dedesinin torunu olan zat; Kandil'e kadar giderek silahları ne bırakıyorsunuz, ne aldınız da barışıyorsunuz diye savaşın devam etmesini, hatta yıllarca 2.Cumhuriyet diye tepinen zat da; Avrupa'nın desteğini sağlamışken bağımsız Kürt devleti kurmanın tam sırası diyerek; çözüm sürecini atıl hale getirmek istemelerini unutmadık.Hatta meclisteki muhalefet partileri çözüm için yapılan çalışmaları bölücülükle suçlamaları da işin cabası.

       Çözüm sürecinin yol alması, hatta ayrıntıların da konuşulmaya başlanması, içerde ve dışarıda paniğe yol açtı.Gezi ayaklanması,17-25 Aralık operasyonu aslında Kürt meselesinin çözümünü engellemekti.Gezide ve Aralık operasyonunda Kürtleri yanına çekemeyen güçler, Suriye'deki Rojava kartını öne çıkartarak çözüm sürecine ilk darbeyi vurdular, seçimlerden sonra da alınan oy oranına güvenerek hendek ve çukur siyasetine soyunarak savaş politikalarını sahneye sürdüler.Bunu da diğer muhaliflerin yardımıyla savaşı hükümetin başlattığını halkı inandırmaya çalıştılarsa da başaramadılar.Oylarını HDP'ye veren Kürtler bile bu savaşa destek vermediler,2,5 yıl barış içinde yaşamalarının bunda büyük payı var.

        Peki şimdi ne olacak; düne kadar hadi aslanım diyenler biran evvel barış için masaya oturulsun demeğe başlamalarına ne cevap verilmeli.Türkiye bu sorunu çözecek eninde sonunda, yalnız masa devrilmiş, her yer harabe haline getirilmiş, acılar kabuk bağlamamış, artık PKK’nın Kürtlerin tek temsilcisi olduğu tartışmalı ve güven vermiyor, hala silahlı unsurları yurtiçinde böyle olmasına karşın; sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi barış masası kurulsun diyenlere baktığımız zaman PKK'yı aklamak için barış çığırtkanlığı yaptıkları apaçık görülmekte.

      Vezneciler'de, Midyat'ta yaşanan insanlık dışı katliamlar da gösterdi ki; PKK artık iflas etmiş politikasını gözlerden uzak tutmak için kaos oluşturacak ortamlar yaratarak ülkeyi yönetilemez hale getirmek, bir yandan da dışarıdan Ermeni meselesi ve Suriye’de uygulanan ABD-PYD ittifakı ile Türkiye’ye nefes aldırmamak için ne varsa ellerindeki son kozlarını oynamaya çalışıyorlar.

     Bakın; üst düzey iki yöneticinin açıklamalarından bazı alıntılar yaparak yorumu sizlere bırakıyorum.HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ ne diyor:"Bugün Kürtlerle Türklerin bir araya gelip konuşması imkansız".HDP PKK'nın  uzantısı sorusuna "Bu çok çirkin propaganda, rasyonel bir CB'nı HDP'yi bir şans olarak görürdü.Hükümet ülkede barış isteseydi bizi desteklerdi, ancak bizi tam olarak düşman olarak görüyorlar".Çözüm sürecinde devlet kimlerle görüştü,oluşan heyet HDP'den değil miydi? Aslında 7 Hazirandan sonra MHP'li koalisyona evet derken, AK Parti'yle hiç bir ortaklık yapmayız diyen Demirtaş değil miydi?

         İkinci yönetici ise Murat Karayılan bakın o ne diyor; "Ortak vatan mümkün olmayacak.O halde başımızın çaresine bakalım.AKP devleti çözümü reddediyor ve zorla Kürt halkının bütün değerlerini ortadan kaldırmak istiyor, o zaman ikinci seçenek olarak Devrimci halk savaşıyla kendi çözümümüzü geliştirerek Bağımsız Kürdistan'ı hedeflemek kalıyor" diyerek PKK bir yol ayrımında analizi yaparak tabanına moral verirken, hükümeti de tehdit ediyor.Peki adama demezler mi; Kürt halkının bütün değerleri ilk defa AK Parti hükümetleri zamanında sağlanmadı mı?. Adına ne derseniz deyin, ister devrimci, ister halk savaşı deyin, artık Kürtlerde, Türklerde savaş istemiyor, ne kadar provoke etseniz de bir Kürt- Türk çatışması yaratamayacaksınız.Ortak vatanda eşit yurttaşlık ilkesi altında barış içinde yaşayacağız, kimse buna mani olamayacak ne vatanın, nede halkların bölünmesine izin vermeyeceğiz, burası ne Suriye, ne de Irak, nerede görülmüş; emperyalist ülkelerle işbirliği yaparak halkın ve ülkenin çıkarları nasıl korunurmuş. Bunun tarihte örneği var mı, ha biz ilk örnek olacağız diyorsanız, halkın bir deyimi vardır.'Çarşınıza pazar versin'.

Kalın sağlıcakla.

         

  • Abone ol