İlk defa 26. Şubat.2016 günü gazetemizden sürmanşet olarak verilen haber; ‘Yığılca’ya Ağaoğlu Müjdesi’ başlığını taşıyordu.29.Şubat günü köşemde bu haberden yola çıkarak ‘Düzce’nin Sonu Olur’ yazısı köşemde yayınlandı, daha sonra konu muhalefet partililer tarafından gündemde tutulmaya çalışıldı. Ramazan’da Ağaoğlu Yığılca’da iftar verdi,hatta Ana Muhalefet partisi il ve ilçe yöneticileri de katılarak projeye soğuk bakmadıklarını bir bakıma göstermiş oldular.

       Esas konuyu tekrar gündeme getiren kişi Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş’in olması tartışmanın boyutunu genişleteceğinin ön haberiydi.Olayın basına yansıdığı tarih 14.ağustos, bir gün sonra da darbe girişimiyle konu gündemden düştü.Artık kaldığımız yerden başlayabiliriz.Ne demişti Mehmet Keleş; “Yığılca’ya bir çimento fabrikası kurmak cinayetle eş değerdir.Düzce’nin bütün su kaynaklarının oluştuğu doğanın bütün güzelliklerin olduğu yere sırf kireçtaşı orada diye kuruyorsun.Kireçtaşını oradan oraya taşısan incilerin mi  dökülür.İlla Düzce ise başka bir yer seç!.” Diyerek tepkisini en açık şekilde göstermişti. Aslında yapılan yatırıma karşı çıkmıyordu. Çimento fabrikasının kurulmasını cinayetle eş değer görmesi karşısında bende haliyle bu cinayete izin verecekmiyiz diye sormamı borç olarak telakki ediyorum.Peki Yığılca Belediye Başkanı Muzaffer Yiğit’in tepkisine bakacak olursak; “Yığılca’yı çok hassas ve önemli hisseden insanlar acaba Yığılca için niçin bir çivi çakmadı”. Sayın başkanın;  yıllardır Bolu ilinin üvey evladı olarak kalmış sonra da Düzce il olduktan sonra bu durumu fazla değişmediği için tepkisini haklı görebiliriz.Lakin konu sırf Yığılca’nın çevresinin bozulması değil, Düzce ovasının yok olmasına gidişin ilk adımlarıdır. Bunu önlemek için ayrıca Yığılca’nın gelişip kalkınması için; yeni projeler üretmesi hem başkana, hem de milletvekillerine ve sayın bakanımıza görev düşmektedir. Yalnız bu konuda sayın Keleş yalnız bırakılmıştır diye düşünüyorum.Gerçi il başkanı sayın Keskin; Düzce’yi kirletecekse karşısında oluruz”. Diye tepki göstermiş ama sayın başkana hiç mi Çaydurt’tan geçmediniz mi diye sormayalım mı? Bu mesele; Akçakaoca, Kaynaşlı,Gölyaka ve diğer ilçe yöneticilerinin görev alanına girmiyormu? Sesleri solukları çıkmıyor, bu konuda daha duyarlı davranacaklarını umuyor ve bekliyoruz.

       Çevre duyarlılığı konusunda icraatlarıyla da (Yeni park alanlarının açılması vs.) halkın beğenisini kazanmış sayın başkana; okurlarımdan gelen bir mesajı aktarmak istiyorum.’İnönü parkında yuvalanan yüzlerce kuşun dışkısından rahatsız olanların isteği üzerine ağaçların dalları kesilerek kuşların oradan uzaklaşmasını sağlamışlar,kuşlar saatlerce feryat figan çığlıklar atarak tepki göstermişler.’Neden biz olaylara çözüm ararken İskender usulü yöntemi seçeriz.Halbuki gidin Adapazarı’na orman işletmesindeki parkta bunu ağaçların altına ağ koyarak çözmüşler.Sayın başkanım, parklarda yapılan bir takım faaliyetlerin park ve bahçeler müdürlüğünün bilgisi olmadan nasıl yaparlar anlamakta zorlanıyorum.Bazı ülkelerde insan bahçesindeki dalları keserken izin almak zorunda, çünkü doğadaki her canlı kamuya aittir.

        Bakın yıllar önce bir Kızılderili şefi ne demiş; “Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen; yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir”.

       Halk arasında bir söz var; felaket geliyorum demez.Ancak bazı felaketler bağıra bağıra geliyor,maalesef küçük çıkarlar uğruna görmemizlikten geliyoruz.Onun için yarın pişman olmamak için görev başına.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol