Geçen haftaki yazımın başlığı ’ Yenikapı Ruhu Zedelenmesin’di. Çünkü 15 Temmuz bir yandan en büyük felaketin yaşandığı gün olmakla birlikte, dayanışmanın, birlikteliğin,uzlaşmanın en yoğun yaşanmasına vesile olmasına neden olması bakımından Türkiye tarihinde önemli bir eşiği oluşturur. Bu nedenle oluşan bu atmosferin devam ettirilmesi demokrasimiz açısından olmazsa olmazlarından birisi olacaktı. 1 Eylül Adli Yıl açılışının Beştepe de yapılması, oluşan ılıman havanın bozulmasına neden oldu. Aslında toplantının yapılacağı yerin isminin ne önemi vardı; toplantıya katılmayan sayın Kılıçdaroğlu ve Feyzioğlu Beştepe’de sayın Erdoğanla görüşmüşler, Beştepe sendromunu geride bırakmışlardı. Buna karşılık sayın Erdoğan’da toplantının yerini değiştirmeye gerek duymadan, birlikteliği devam ettirebilirdi. Toplantı için Kılıçdaroğlu’nun “Bu toplantı yüz karası bir toplantıdır” demesi ve ayrıca Beştepe’ye kaçak saray diyerek eski fabrika ayarlarına dönmesi karşısında ne demeli. Halk arasında söylenen bir söz vardır; ‘Maşallah Dediğimiz Sabaha çıkmıyor’. Hadi hayırlısı.Gerçi bu durumu kamuoyu aslında onaylamadı.Hem yargıçların ayakta alkışlamasını, hem de toplantıyı yüz karası olarak nitelenmesi ve Beştepe’ye kaçak saray denilmesini.Umarım her iki taraf da üsluplarına biraz daha dikkat ederler.

                PIRIL PIRIL İKİ İSİM

         Düzce’de geçen hafta iki isim gündemin ana konusu oldu.Birincisi tayini Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığına çıkan Sayın valimiz Ali Fidan bey.Vali beyle tanışmışlığım ve görüşmüşlüğüm olmadı, basından ve medya kuruluşlarından takip ettim.Doğduğu yeri, ailesini ve onlarla olan ilişkisini, Düzce’ye gelişinden bu yana halkla ilişkilerine baktığımda bu adam bizim adamımız, bizden birisi diyebileceğimiz ender valilerden olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Görev süresi kısa olmasına rağmen Düzce’ye damgasını vurmasını başardı. Yeni görevinde başarılar dilerim. Aslında Düzce içinde önemli bir kazanım, siyasilerimiz ve diğer yöneticilerimiz için bulunmaz bir fırsat, aklımızı kullanıp Düzce için yararlı işlerde rahatlıkla yardımlarını esirgemeyeceğinin garantisi var.

  İkinci isim ise; gerçekten bizden birisi Düzce’li Çay mahallesinden, Düzce Endüstri Meslek Lisesini bitirmiş tiyatro uğruna kazandığı fakültelere devam edememiş tam bir tiyatro ve sinema emekçisi. 35 yıldır tiyatro, 26 yıldır sinema ve dizi çalışmaları olan Aydan Çakır’a yer vermeyen ulusal ve yerel medyaya ne oldu da gündeme geliverdi.Ne mi oldu?. Dünyaca tanınmış sinema sanatçısı Mel Gibson ile kamera karşısına çıkıyor. Suriyeli mültecilerin dramı ‘Refugees’ (Mülteciler) filminde başrol ve yardımcı yönetmenlik görevini yürütecek.

Şimdi gel de; bizim sinema ve dizi sektörüne kızma, elin oğlu gelip sanatçıyı arıyor, buluyor ve ona başrol veriyor, bizimkilerde hala klasik kötü adam rollerinde Aydan Çakır’ı harcıyorlar.(Kötü adam rolünü küçümsediğimden değil) Sanatçıya gerçek değerini vermediklerinden.Gerçi Aydan’ın verdiği ropörtajda; ‘Sinema ve dizi sektöründe egemen olan çeteler var’ demesi boşuna değil.Aydan Çakır hem kendisini ve hemde Düzce’yi dünya kamuoyuna tanıtacağı için şimdiden kendisine başarılar diliyorum.Pırıl Pırıl iki insana başarılar,sizi seviyor ve takip ediyoruz.Başarınız başarımızdır.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol