Bayramdan önceki hafta gündemin ana konusu ABD Büyükelçisinin medyadaki açıklamalarıydı. Büyükelçi; kabaca kayyum atamalarına açıkça karşı çıkıyor,atamaların geçici olacağını ve yapılan yanlışlığın düzeltilmesini ayrıca Güneydoğuda’ki çatışmalardan endişe duyuyoruz sözlerine karşılık veren sayın Çavuşoğlu’nun haklı olarak ‘Sizin büyükelçileriniz Türkiye’de bir vali değil, büyükelçiliğini adam gibi yapacak’ sözleri haklı olarak kamuoyu tarafından onaylanıyor. Maalesef hükümet dışındaki hiçbir cenahtan ses çıkmıyor.Bu kayıtsızlık, bu ikiyüzlülük beni nerelere götürdü; tarih 6.Ocak.1969 yer  Ankara ODTÜ zamanın ABD büyükelçisi KOMMER’in arabası öğrenciler tarafından yakıldı. Şahsen onaylamadığım bir hareket, lakin ABD karşıtlığı söz konusu olunca bu olayın yıl dönümünde anti Amerikancılığın dik alası yapılır, o eylemden övgüyle bahsedilir, eylemi gerçekleştirenlerin devrimciliğine toz kondurulmaz hatta eyleme karşı çıkanlar işbirlikçi olarak suçlanırlar.Buna karşılık adam gözümüzün içine baka baka küstahça işçilerimize gövdesiyle karışırken, sanki oh iyi oldu bak AK Parti’nin burnu sürtülüyor sevincini için için yaşıyorlar,ağızlarından tek bir söz çıkmıyor,sanki lal oldular.Hatta sayın Çavuşoğlu’nun çıkışını da yanlış bulup ‘sıkıyorsa’ ABD hükümetine söyle diye eleştiriyor.Lafa gelince solculuğu,devrimciliği ve anti-emperyalistliği de kimselere bırakmıyorlar ama pratik de ofsayda düşmekten kurtulamıyorlar.Hayat o kadar acımasız ki; dün ROJAVA’da devrim yapıyoruz diyenlerin, bugün ABD bayraklarının altında güvence aramalarına ne diyeceğiz.Geçen gün; yılların samimi ‘solcu’ arkadaşıma bu durum seni rahatsız etmiyor mu dediğimde, söyleyecek söz bulamadı.Ama politika bezirganları yarım saat bu konuda nutuk çekebilirler.Yalnız bu küresel güçlerin izledikleri politikaların acımasızlığının bir tarafı da, bizim gibi ülkelerdeki işbirlikçilerinin gizlenmesine fırsat vermemeleri.ABD başkan adaylarından sayın Donald Trump; basına verdiği açıklamada 15 Temmuz gecesi 13 CİA ajanı görevliydi diyerek darbenin arkasında ABD’nin varlığını kabul ederken, bizim emperyalizme karşı olan elemanlar ise elimizde belge yok diyerek ABD’yi aklamaya çalışıyorlar.Ondan sonra da bu halk bize niye oy vermiyor diye sızlanıyorlar.

                  BAŞKANIM SÖZÜNÜZÜN ARKASINI GETİRİN!

         “Yeşil alan ve parklar şehrin kimliği ve gelişimi açısından vazgeçilmez unsurlardır.Vatandaşların dinlenme ve eğlenme amaçlı olarak kullandığı parklar şehrin kültürü ve zenginliğini simgeler.Şehrin canlı bulvarları, tematik ve insanı kucaklayan parkları, insanı şehri ile barışık kılan temel gereksinimleridir.”Bu sözlerin altına imza atmayacak olanlar varsa bilinizki; bu parkları ticarethane olarak kullanan ve kullandıranlardır. Başta İnönü parkı olmak üzere bu amaçlı kullanılan parklar şehrin kimliğini mahvediyor ve şehri sıkboğaz hale getiriyor. Gittiğim yabancı bir şehrin ortasında devasa büyüklükte ağaçlar ve çimlerle kaplı parkta yalnız su muslukları vardı ve ücretsizdi. Düzceliler olarak bize ait parklar sahiplerine iade edilsin.Bazı eksiklikler tamamlansın demişsiniz ama, en büyük eksiklik birilerine hiç hak etmedikleri kazançlar sunmuş olmamızdır.Umarım sözünüzün arkasını getirirsiniz.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol