1982 yılında Düzce’ye tayin olduğumda hiç kimseyi tanımıyordum. Oteldeki görevliye; öğretmenlerin gittiği lokal var mı diye sorduğumda  gazinoyu tarif etmişti.(Baba Muharrem’in işlettiği lokal,şimdiki Avni Akyol parkının olduğu yer) Lokalin tamamına yakını öğretmenlerden oluşuyormuş. Her neyse etrafımı çevirip nerden ‘geliyon, nereye gidiyon’ sohbetlerinden sonra ,siyasi kimliğimizi öğrendiklerinde bazı isimleri tanıyor musun dediklerinde ilk isimlerden birisi Samet Turbil olmuştu.Gerçi tanımıyordum ama bayağı popüler bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılıyordu.1965 yılında öğretmen olarak Düzce’ye  gelmesi ve kısa süre sonra Düzcespor’a futbolcu olması, ikinci ligde gol kralı olmasına kadar giden, daha sonra da Düzcespor’da antrenör olarak görev yapması onu popüler yapan en önemli etkendi.Her zaman Düzcespor’a gönülden bağlılığını devam ettirmiştir. Rahatsız olmasına karşın açılış sezonunda tribünde yerini almış, sanki sahada kendisi varmış gibi hissederek o coşkuyu yaşamış. Hatta ben sitem ettiğimde ise; ben oraya gittiğimde iyileşiyorum diyordu.Depremde evi yıkıldığında, enkazların arasından aldıkları birkaç parçadan birisi de; gol kralı olduğunda çerçevelenmiş fotoğrafıydı. Sanki enkaz altında kalan Düzcespor’du, o andaki hüznünü hala unutamam.

       Samet hocayı ilk gördüğümde el arabasıyla domates, patlıcan, salatalık taşıyordu.Beni tanıştıran bu da sizden dediği zaman gözlerinin ışıldadığını görür gibiyim.Derdi ki; maçtan sonra stattan hamama kadar omuzlarda taşınırken, şimdi de halden dükkana kadar el arabasıyla mal taşıyorum.Bunu söylerken de başını dimdik tuttuğunu gösterircesine onurluydu.Aklıma gelmiş geçmiş en büyük futbolcumuz olan Metin Oktay’ın son durumları geldi.Samet de siyasi görüşlerinden dolayı öğretmenlik yaptığı Düzce Lisesinden sürgün edilmiş, 12 Eylül’ün hışmına uğramış, öğretmenlikten ayrılmak zorunda kalmış, tek başına mücadelesine devam etmişti.Yıllar sonra Düzce Lisesinde, özel dershanede birlikte görev yaptık.

      Sahada seyredenlerin dediğine göre; o kadar çok hızlı koşarmış ki bazen topla beraber korner çizgisini de geçermiş. Gerçekten korkunç bir mücadele hırsı, azim ve başarıya kilitlenmiş bir yapıya sahipti. Uzun süren hastalığına rağmen hiçbir zaman umudunu yitirmedi, ben bu hastalığa karşı da mücadele edeceğim derdi, bayağı da mücadele etti, fakat yorgun düşen vücut buna dayanamadı.Bazen beyin çok sağlıklı düşünse de vücut emirleri yerine getiremiyor. Artık vücudunda dinlenmesi gerekiyor demek ki. Güle güle Samet hoca! (Gerçek ismi Sement’tir.) Allah rahmet eylesin...  

  • Abone ol