Aslında bu haftaki yazımın konusu yerel konularla ilgiliydi.Peki ne oldu da vazgeçildi.Pazartesi günü akşam haberlerinde Almanya Cumhurbaşkanı kaçak gazeteci Can Dündar’ı sarayında kabul ederek mükafatlandırmış.Haberi dinlerken gözlerim yaşardı, bir ‘Türk’ gazetecinin bu şekilde onurlandırılması göğsümü kabarttı derken aklım başıma geldi. Saçmalama elin Alman’ı durup dururken Türkiye’den kaçan ve tutuklama kararı olan birisini niye sarayına davet edip, üstüne üstlük birde Alman pasaportu versin. Demek ki; Almanya’ya büyük hizmetlerde bulunmuş.93 yıllık Cumhuriyet gazetesinin eksenini değiştirip, başta Fetö, DHKP-C ve PKK’yla, onların dışarıdaki destekçileri olan küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda yayın politikalarını sahneye sürmüşler.En önemlisi de MİT tırları haberiyle bu işbirliği apaçık ortaya çıkmıştı.Mahkemede sorulan soruya Can Dündar; tırlardaki silahların İŞID’a gönderildiğine ait belge yok ama öyle duydum diye cevap vermişti.Ama bu sahte haberle batı kamuoyu başta olmak üzere  içerdeki muhalefet Türkiye’yi İŞID destekçisi olarak suçlayarak sözde hükümeti zor duruma sokmak istemişlerdi. Peki ne işe yaradı, PKK’nın terör eylemleri de İŞID’a  havale edildi ve PKK şirin gösterilmeye çalışıldı. Bir ara başarılı da oldular.Fırat Kalkan hareketiyle tüm senaryolar çöpe atılmış oldu. Bölgede Türkiye’nin elini zayıflatmak adına geçen yıldan bu yana PKK terör hareketlerini artırdı.Devrimci savaşı başlatıp, hendek ve çukur operasyonlarıyla binlerce insanın mahvına sebep oldular.3 yıla yakın çözüm sürecini yaşayan Kürtler, hendek ve çukur savaşına destek vermedi.Aynı tavrını belediyelere kayyum atanmasına, bazı milletvekillerinin tutuklanması sırasında da gösterdi.Akil insanlar toplantılarıyla çözüm süreci ete kemiğe bürünürken malum çevreler hükümeti bölücülükle suçlarken, şimdi aynı çevreler son olaylardan sonra hükümeti ve sarayı teröre destek vermekle suçluyorlar.Dokunulmazlık konusunda evet oyu verenler, ifade vermeye gitmeyenlerin ve terör örgütünün sözcülüğünü yapanları korumaya çalışırken sözde muhalefet yaptıklarını zannediyorlar.Demezler mi, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.

         HDP’nin kuruluşuyla muhalefet de oluşan boşluğun doldurulacağı ve çatışmanın sona ereceği umudunu yaşayanlardandım.Hatta biraz daha ileri giderek HDP ve AK Parti’nin ortaklaşa demokratik bir anayasa hazırlayabileceği, başta Kürt meselesi olmak üzere ayak bağı olan tüm sorunların halledileceği kanısı yaygınlaşmıştı.Hatta Öcalan silah bırakılmasını ve PKK’lıların yurtdışına çıkmasının emrini vermişti.İşte ne olduysa bundan sonra oldu.Gezi,17-25 Aralık,7-8 Ekim olayları, Rojava konusuyla devam eden kaos, çözüm sürecini sona erdirdi.Hatta bazıları açıkça basında, TV’de PKK’ya çağrı yaparak silah bırakmakla en büyük hatayı yapıyorsunuz, Öcalan sizi kandırıyor diye ortalığı velveleye verdiler.Kürt sorununu çözmüş Türkiye’nin bölgede güçlü olması demek, batılı ülkelerin çıkarlarının bozulması ve dengelerin değişmesi demektir. İşte İŞID’in sahneye sürülmesinin ana nedeni budur. Dün bu oyunları sahneye koyarken çeşitli argümanlarla kendini rahatlıkla gizleyebilen bu batılı güçler, yıllarca batılılaşma savaşımı veren Türkiye’yi sahneden alaşağı etmek için bölgedeki tüm terör örgütlerine destek vererek, niyetini açıkça deklere etmiş oldu. Uygar batıya ne oldu. Yukarda saydığım; kriz yaratmak için yapılan operasyonların tamamının senaryosu dışarıda yazıldı,içerdeki figüranlara da rollerini oynamaları emredildi.Fakat halkı hesap edemeyenler maalesef hüsrana uğradı.En son olarak PKK’nın bombalı saldırılarıyla sonuç almaya çalışmaları ve milletvekillerinin sokağa çağrı yapmaları işe yaramayacak.İlginç olan ise; ana muhalefet partisinin son bildirisinde halkın direniş hakkı vardır diye HDP ile aynı telden seslenmelerine ne diyelim. ABD, AB ve bir takım odakların sözde demokrasi adına Türkiye’ye saldırmalarına prim verenler, bu vebalin altından kalkamazlar. Batının gerçek yüzü ayan beyan ortaya çıkmıştır, biraz tarihin derinlerine gidersek onları suçüstü yakalarız, aynı bugünlerde olduğu gibi.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol