Geçen hafta sonundan bu yana gündemin ilk maddesi ne FETÖ,ne AB, ne PKK, ne de ABD idi; varsa yoksa cinsel taciz yasa önerisinin çeşitli boyutlarıyla tartışılmasıydı. Yasa önerisinin gece yarısı meclise sunulması da sanki yangından mal kaçırır gibi algılanmasına neden olması da cabası. Sokakta kiminle karşılaşsan sorduğu ilk soru; tecavüz eden affedilsin mi?. Sanki hükümet tecavüzcülerden yana da, onları korumak için ahlak, erdem, namus ve fazilet gibi değerli kavramları ayaklar altına almaktan kaçınmıyor.Akla mantığa uyacak bir hal değil.

Durun bakalım bu neyin nesi diye biraz araştırıp incelendiği zaman iş bambaşka bir boyuta dönüşüyor. Meselenin kısaca özü şu şekilde; maalesef hala adı batasıca bazı gelenek ve göreneklerden kurtulamadık. Bilhassa kırsal kesimlerde, üstüne üstlük eğitimin de yetersiz olduğu ailelerde kız çocukları 14-15 yaşına geldiği zaman baş göz ediliyor.Yine köyde ve kentlerde kız kaçırmalarla erken evlilikler söz konusu.Bu durumlarda resmi nikah kıyılamayacağı için imam nikahı kıyılarak evlilik meşrulaştırılıyor. Zaman içinde kamuyla ilgili bir sorun yaşandığı zaman yasal olmayan evlilik deşifre oluyor, koca reşit olmayan kızı cinsel taciz suçundan mahkum edilerek cezalandırılıyor. Bu uygulamadan dolayı 3000 aile mağdur durumda.Buna benzer evlilikler yanımızda, yöremizde yaşanıyor.Yapılan işlemler ana, babasının rızasıyla da olsa hukuken suç olduğu için kadının kocası suçlu muamelesi görüyor.Cezası da bir hayli ağır.

          Yasaları yaparken toplumun sosyolojik yapısını göz ardı edersen, süreç içinde çıkartılan yasa toplumda bir takım mağduriyetler yaratabiliyor. Esas tepki çeken konu tecavüze uğrayan kadın tecavüzcüsüyle evlenirse tecavüzcü suçlu olmuyordu.Bu yasa 13 Mart 1926 yılından, 1Nisan 2005 yılına kadar yürürlükteydi. Bu; ilkel ve kadını mal gibi gören, tecavüzcüyü yüreklendiren yasayı kaldıran da bu hükümet. Nedense aile, kadın ve cinsel taciz konuları ne zaman gündeme gelse, bazıları bu konuları açık seçik tartışmaktan kaçınıyorlar.Son yıllarda taciz olayları ile dindarlar arasında illiyet bağı kurularak, yanlış bir algı oluşturma gayreti içine girenleri de unutmayalım.Bundan dolayı bu konular tartışılırken ‘Anatan anatamıyor, Dineyen de anamıyor’.

Sanki birileri tecavüze karşı, birileri de tecavüzcüleri koruyormuş gibi iki kamp yaratılmaya çalışılıyor. Aslında bu öneriyi 9 ay önce CHP Afyon milletvekili Burcu Şahin ile Roman kökenli İzmir milletvekili Özcan Purçu’da vermiş. Bu yazı yayınlanmadan önce Salı günü, önerge diğer partililerle görüşülerek yasalaşması bekleniyor. Bazıları yukarda belirtmiştim, her konuda olduğu gibi bu konuda da kamplaşma yaratma derdine düşseler de başarılı olamadılar. Hatta bu konuda iktidara yakın olan kuruluşlar basın açıklamasıyla tavırlarını ortaya koydular. Kadın ve Demokrasi Derneğinin (KADEM) basın açıklamasını olumlu yaklaşıma örnek verebiliriz.

                NEYİN HESABINDALAR

      Epey zamandır yerel basında bazı millettekileri ve Belediye başkanı hakkında bayağı etkili bir kampanya yürütülmekte.Çamur at izi kalır babından, bazen de bayağı ses getiriyor gibi gözükse de; Aslında bu tür sataşmalar yapanlara da, yapılanlara da pek fazla yararı ve zararı olmaz, peki kime zararı olur. Düzce’ye beş kuruşluk faydası olmayacağı için zararı olur. Bunları yapanlarda Düzce’nin yararı için yaptıklarını düşünüyorlar galiba. Eğer bir başka hesabın içinde değilseniz, Düzce’yi düşünüyorsanız iktidarda olanlara projeler sunun veya var olan projelerin yürümesi için baskı unsuru oluşturun.Yok efendim yurt dışı gezilerinin hesabı, yok efendim muhtarların yemek parası gibi ucuz polemiklerle bir yere varamazsınız.Sorunuzu açık açık hem mecliste hem de basın toplantılarında sorarak konuya açıklık getirebilirsiniz. Kendi adamlarımızın da kıymetini bilelim. Ankara’dakiler bilirken gözümüzü kapatmayalım.Kalın Sağlıcakla.

*Yerel lehçe

  • Abone ol