Demokrasinin ana unsurlarından birisi siyasi partilerdir.Çünkü en güçlü örgüt devlettir.Bu gücün sağlıklı ve adaletli kullanılması için halkın sorunlarını çözecek mekanizmalara ihtiyaç vardır.İşte siyasi partiler halkın devlet karşısındaki sivil gücüdür.Sanayileşme dönemiyle birlikte siyasi partiler de ortaya çıkmıştır.Daha doğrusu siyasi partiler toplumda yer alan sınıfların kendi çıkarlarını korumak amacıyla oluşturdukları yapılardır.Batı toplumlarında sermaye kesiminin kurduğu muhafazakar sağ partiler, işçilerin, emekçilerin kurduğu Komünist partiler, bu iki kesim arasında yer alan sermaye kesiminin reformist partisi Sosyal demokrat partiler sahne aldılar.

Türkiye’de ise partiler bu doğal süreçleri yaşayarak oluşmadı.Cumhuriyetten önce ilk kurulan parti Türkiye Komünist Partisi(İllegal) ile Cumhuriyet Halk Partisidir.Gerçi daha sonra da bir takım partiler kurulsa da 1946’ ya kadar resmi olarak CHP’den başka parti yoktu.Cumhuriyeti kuran kadrolar aynı zamanda CHP’nin kadrolarıydı.Daha doğrusu CHP  bürokrasiyi temsil eden, aşağıda ise toprak sahipleri ve eşrafdan oluşuyordu.Günümüze kadar bu yapı üzerinde bazı gelgitlerle (Ecevit dönemi hariç) politikalarını sürdürdüler.Ta ki; AK Parti 2002 de iktidara gelişiyle birlikte tüm dengeler değişmeye başladı.O güne kadar kenarda yer alan marjinal olarak faaliyet sürdüren anlayışın tek başına iktidar oluşu asker ve sivil bürokrasiyi şaşkına çevirdi. İşte o şaşkınlık uzun süre Şeriat geliyor korkusunun pompalanmasına neden oldu.Referandumla askeri vesayetin devlet içindeki gücü tasfiye edilirken, onun yerine uzun zamandır el altında tutulan, beslenen ve hatta askeri vesayete karşı durabilmek için iktidar tarafından da desteklenen İslami kılıf altındaki küresel güçlerin uzantısı olan yapı devreye sokularak, bölgesel güç haline gelmek isteyen ülkemize dur demeye kalktılar.Hatta uzun yıllar demokrasi güçlerinin de desteğiyle Kürtlerin sorunları iktidar tarafından da çözülmeye başlanması, bu güçleri telaşlandırdı.PKK’nın etkisiyle bu hareket Kürt meselesi  olmaktan çıkarıldı ve bölgede at koşturan emperyalist devletlerin tetikçisi durumuna sokuldu.15 Temmuz’la birlikte Türkiye çok büyük sorunlarla karşı karşıya kaldı. Peki bütün bunlar yaşanırken Türkiye’nin kurucu partisi neler yaptı ve şimdi neler yapıyor.

AK Parti’nin iktidara gelişiyle birlikte askeri ve sivil bürokrasinin peşine takılan CHP, o günden bu güne kadar ne dediyse hepsinin tersi oldu.Cumhurbaşkanını mecliste seçtirmemek için her türlü manevrayı yapmalarına rağmen, bu sefer halkın seçmesine engel olamadılar.17-25 Aralık’tan önce şeriatçı olarak suçladıkları Fetö’yü, bölücü olarak suçladıkları PKK’yı, Yenikapı toplantısının üzerinden fazla bir zaman geçmeden bu yapıları (Yasal parti olarak HDP’yi) darbe mağdurları olarak korumaya kalkmalarına şaşıranlara şunu sormak istiyorum. Yıllarca Feto yapılanması diyerek bazı zamanlarda haklı olarak politika yapan bu parti, ne oldu da bu yapının gazetelerinde, TV’lerinde sırf iktidara karşı diye suç örgütünün arkasında ve yanında yer almalarına o zaman neden ses çıkarmadınız.

Gerçi zaman zaman gidişata karşı ses çıkaranlar olmuyor değildi; geçen Pazar günü Adana’da yapılan CHP mitinginde Harbiyeli’lerin mezun töreninde Mustafa Kemal’in adı okununca salondaki tüm Harbiyeliler burada diye haykırarak  Mustafa Kemal’e saygı gösterirlerdi.Aynı sahneyi Adana mitinginde yaşandı.’ Cumhuriyet’e,demokrasiye sahip çıkan meydanda, Mustafa Kemal’in meydanında  Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Mehmet Altan demokrasi kahramanları olarak  alkışlattırılıyor. Başta Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı olmak üzere CHP’ye emek vermiş, gönül vermiş insanların kemikleri sızlamıştır umarım.

SESSİZ KALINCAK GİBİ DEĞİL!

Bu durum karşısında yakından bildiğimiz CHP Bolu milletvekili sayın Tanju Özcan bakın ne diyor; ‘Parti iyi yönetilemiyor, herhangi bir konuda dik duruşu yok. Bir gün HDP ile bir gün Fetö ile kolkola algısı yaratıldığını öne sürerek partimiz raydan çıkmıştır’. Sayın milletvekili CHP Deniz Baykal’ın kasetle tasfiye edilmesiyle esas o zaman raydan çıkartıldı. Tepeden koltuğa oturtulan bu makinist zaten raydan çıkartmak için görevlendirilmişti. Bir kere raydan çıkmaya görsün, vagonların nereye savrulduğunu göremezsin bile. Gerçi bazıları CHP’nin raydan çıkmasına sevinmesinler sevinciniz kursağınızda kalabilir.Çünkü CHP beğenelim beğenmeyelim, ister oy verelim, ister oy vermeyelim.Türkiye’nin en köklü kurumlarından biridir.Burada yaşanan bir kriz direk ülke siyaseti krizi haline dönüşür.O nedenle bir yandan Fidel’in posterleri altında, diğer yandan Öcalan’ın posterleri altında politika yapılamaz.Şayet yaparsanız bu hareketin ana damarı virüslerin dolaştığı kılcal damarları keserek vücudu ele geçirmesine engel olacaktır.CHP’nin ulusalcı Kemalistlerle, sol Kemalistlerin ittifak içinde yer aldığı bir parti Türkiye demokrasisi için önemli bir kazanımdır.Umarım içinden geçtiğimiz siyasi, ekonomik, sosyolojik değişimi kazasız belasız atlatıp düzlüğe çıkarız umuduyla.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol