İhanet sözcüğü  o kadar etkilidir ki; daha ne olup bittiği anlaşılmadan insanın üstüne sakız gibi yapışıp kalır.Temizleyinceye kadar bayağı efor harcansa da bazılarının bilinçaltına girmesine engel olamazsın.Yakın tarihimizde  Vahdettin, Nazım Hikmet ve Çerkes Ethem bazıları için hain olarak anılırlar. Devrin Başbakanı Bülent Ecevit Vahdettin hain değildir deyince şöyle herkes birbirine baktı; hayırdır Ecevit’e bir şeyler mi oldu, dercesine. Halbuki arşivlerdeki belgeler ne olduğunu gösteriyordu.Ethem 10.Yılda affedildi fakat ülkeye geri dönmedi gerekçe olarak affedilecek bir hareket yapmadım demeseydi. En son olarak vatan haini deyince gündeme gelen isim Nazım Hikmet’tir. 25 Temmuz 1951 yılında vatandaşlıktan çıkarılan Nazım Hikmet 2009 yılında iade-i itibar kararıyla ‘Hain’lik damgası resmen ortadan kaldırılmıştır.İşin ilginç yanı yıllarca kendini solcu diye bizlere yutturan gazete; vatandaşlıktan çıkarıldığı gün tam boy resmini basarak okuyuculara tükürün talimatı veriyordu. O tarihlerde yazdığı şiir tüm vatanseverlerin hala dillerindedir.

  ‘Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.

   Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi hikmet’

    Evet sevgili Nazım; bu şiiri yazdığından bu yana 66 yıl geçti, biz hala Amerika’nın yarı sömürgesi olmaktan kurtulmak için mücadele ediyoruz.İkinci bağımsızlığımıza az kaldı.Yıllarca senin şiirlerini bayrak yapanların bazıları maalesef ABD’nin arka saflarına geçtiler.Ne yapalım sağlık olsun.

     Bu uzun süren girişi neden yaptım; tahmin etmişsinizdir.Pazartesi gününden itibaren meclis gündemine getirilen anayasa değişikliği tasarısı görüşmelerine başlandı.Görüşmelere başlamadan Ana Muhalefet lideri sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşması gündemin tam orta yerine bomba gibi düştü.’Bu proje, anayasa değişikliği Türkiye Cumhuriyeti tarihine ihanettir.Buna evet diyenler ihanet ediyorlar’ diyerek toplumu şak diye ikiye ayırıverdi.Evet diyenler hain, hayır diyenler vatansever olacak işmi?. Gerçi sonradan düzeltme yoluna gitse de, bu sözler ağızdan çıktımı geri alınsa bile yenilir yutulur cinsten değil. Oldum olası bu hain sözcüğünü kullanmayı sevmem, politikacının tercihine bakarak onu hainlikle suçlayamazsın.Tarihe bakın bir zamanlar hain olarak suçlananlar kahraman, kahraman olanlar da hain olarak suçlanmışlardır.Yalnız hain; menfaat karşılığı veya ajanlık olarak devletin gizli bilgilerini yabancılara verenler gerçek hainlerdir.Hatırlarsanız Irak savaşı sırasında bir milyona yakın ajan ABD’ye kaçmıştı.Bizde de 15 Temmuz öncesi ve sonrası yüzlercesi kaçtı, üstüne üstlük bir de madalyalar verildi.Böyle giderse daha bir sürü kişiyi o yolun yolcusu olarak göreceğiz galiba. Bize de; yine bazılarının dediği gibi ‘ ihanete’ tam yol devam!

       Gelelim anayasa değişikliğine; yıllarca siyasi partiler 12 Eylül anayasasına karşı yeni bir demokratik  anayasa yapalım diye seçmenlere söz verdiler.İş ciddiye binince kırmızı çizgilerimiz var, şu da olacak, bu da olacak babında gerekçelerle anayasa yapmaktan kaçındılar ve hala kaçmaya devam ediyorlar.Hele bir grup başkanvekilinin sözü tam bir komedi; ‘Anayasa değişikliği için yapılan anayasa çalışmaları anayasaya aykırıdır’. Yılların kurt politikacısı ne diyor; ’Karda kışta, zemheride bu telaş niye, bu acele niye.Halkın haberi yok’ gibi gülümseten sözlerle anayasa çalışmalarını engellemeye kalkışmaları tam bir trajedi.Getirilmek istenen anayasa özlediğimiz  demokratik bir anayasa olmayacağı aşikar.Bir nevi zorunluluk hali, iki başlılığı giderici, bürokrasinin egemenliğinin kırıldığı, meclisin daha saygın hale getirildiği, bakanların vekil olmadığı, Cumhurbaşkanının sorumlu olacağı bir sistem değişikliği içeriyor, yoksa rejim değişmiyor.Zaten yıllarca şeriat gelecek dediler gelmedi, ülke bölünecek dediler, Kürt yurttaşlarımız PKK’ya sırtını döndü, silahların, tankların üzerine yürüyen halkı hiçbir yönetici kafasına göre yönetemez.

    ÇARESİZ OLMAK KOLAY DEĞİL

       Geçenlerde bir dost sohbetinde arkadaşlardan birisi karamsar bir yüz ifadesiyle; ‘arkadaş ben artık ümidimi yitirdim bu ülkeden, bu halktan bir şey olmaz’ diye sitem ederken diğerleri de ona katıldıklarını belirttiler.Dayanamayıp sizi bu çaresizliğe itenler utansın dedim, bu söze hemen içlerinden birisi senin gibilerin yüzünden hep bunlar diye topu kucağıma atıverdi.O kadar çaresizliğe düşmüşler ki benim gibilerinin bir çaresi olduğuna inanamıyorlar.Evet bir çaremiz var; o da en yakınımızda evde, sokakta, kahvede,pazarda, markette yani hayatın içindeki insanlar.Bizler mürekkep yalamışlar yıllarca bu insanları bilinçlendirelim diye uğraş verirken, bir de ne görelim herkes en az bizim kadar dünyayı tanıyor ve anlamaya çalışıyor.Yalnız bizim bilinçlendirme kalıplarımız kerpiç kalıpları gibi modası geçmiş olduğu için insanlar bu kalıpları reddediyor.O zaman da işin en kolayı insanları cahillikle suçlayarak kendimizi aklamış oluyoruz.İnsanların önüne yeni bir proje koyamıyorsan ve her yeniliğe karşı korkular, endişeler ve kuşkular yaratarak karşı çıkarsan yok olmaya mahkumsun arkadaş.Hazırlanan tasarının beğenmediğin yanları olur, çıkar bir tasarı da sen hazırlarsın, dersin ki; arkadaş bunlardan birisini seç.Peki sen ne yapıyorsun bu tasarı berbat, kötü işe yaramaz diye 12 Eylül Anayasasını savunma durumuna düştüğünün farkındamısın.Bırakın ilk defa cuntacıların dayatmadığı bir anayasa önümüze geliyor, ilerde iyisini yaparsanız onu da kabul ederiz.Yani iyi bir anayasa getirdiniz de oy mu vermedik.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol