Güneş gazetesinin geçen hafta iki gün boyunca manşetten verdiği Etyen Mahcupyan’la ilgili verdiği manipüle ‘haber’ kamuoyunda tepkiyle karşılandı.On yıl önce Hrant’la en son konuşan kişinin Mahcupyan olmasından yola çıkarak cinayetle arasında ilişki olabilir imasına yol açacak yayının elle tutulur bir yanı yok.Ancak bir takım hesaplar için zemin yaratılıyorsa o başka; fakat bunun kimseye yararı olmayacağı gibi bu tezgahı kuranlardan dolayı AK Parti iktidarı zarar görür. Gerçi Başbakan danışmanlığından ayrıldığı tarihten bu yana entelektüel tavrını bir yana bırakıp sürekli bir klığin sözcülüğünü üstlenmesi, 15 Temmuz darbe girişimine darbe diyememesi, Fetö hareketine hala cemaat diyerek gladyoyu masum dini yapılanma gibi göstermesini de bir yere not olarak kaydetmekte yarar var.

Güneş gazetesinin bu yaklaşımı iktidarı destekleyen diğer basın gruplarından ve yazarlardan destek görmeyi bir yana bırakın, bilhassa etkili kalemlerce de eleştirildi. Bundan dolayı iktidar medyasını 2002’den önce iktidarı destekleyen merkez medyanın basın organlarıyla (Hürriyet, Sabah ve Milliyet) kıyaslayarak onların düştüğü durumu günümüze örnekleyerek hükümetin bu medya sayesinde ANASOL-D hükümetinin akıbetine uğrayacağından bahsetmesini sapla samanı karıştırmanın daniskasıdır. Biraz geriye baktığımızda; 2002 öncesinde basında Yeni Şafak dışında muhalif gazete, Kanal 7 dışında TV kanalı yoktu.Basının % 80’i  iktidar yanlısıydı. Hükümete karşı ne Gezi ayaklanması, ne Yargı darbesi ve nede Darbe Girişimi yapılmış değildi.Her gün gazetelerde iç savaş çığlıkları atılmıyordu, seçilmiş başbakanın sonunun Menderes gibi olacağını ima eden tehditler yoktu.Bazıları tarafından terör açık ve üstü kapalı şekilde desteklenmiyordu.Bir yıl içinde 300 e yakın insanımız teröre kurban verilmemişti. Bütün bunların yaşanmasına rağmen bazı medya kuruluşlarının saldırısına maruz kalıp savunmaya geçmeleri karşısında ‘Yavuz hırsız ev sahibini bastırır’ hesabı tüm faturanın iktidar medyasına çıkartılmasına el insaf denir.   

        Karar gazetesinde; şehit  tabutuyla Erdoğan’ın fotoğrafının alt alta konulması haklı olarak eleştirilirken gazete yöneticileri ‘bunun kötü niyetli yorumlara mesnet yapılabileceğini tahmin edememek bizim hatamızdı. Gizli bir amacımız söz konusu değildir.Böyle bir amacın yakıştırılması önce kişiliğimize sonra mesleki kalitemize hakarettir.’ Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi beyler!

   Anayasa değişikliğinin 339 oyla mecliste kabul edilmesiyle referandum yolunun açılmasıyla politikanın hiç soğumayan,buna mukabil kaynamanın hızlanacağı bir döneme giriyoruz.Umarım; referandum kısır çekişmelerle geçmez, demokrasinin gelişimine neden olur; gerçi pek umudum yok ama… Parlamentoya gelmeden verilen demeçler bayağı ürkütücüydü, muhalefetin tahriklerine halk itibar göstermedi.339 milletvekilinin oylamada evet derken; meclise ihanet etmekle suçlanmasına ne diyeceksin; gülüp geçeceksin.

      Anayasa oylamasında EVET oyu verenlerin niçin evet oyu verdiklerini, halkın da niçin EVET oyu vermelerinin nedenlerini açık açık anlatmalılar, sağa sola sataşmadan ve tek adam üzerine kurulacak olan siyasetin geçersizliğini ortaya sererek.

                   GEÇTİ BOR’UN PAZARI

         HDP sözcüsü Ayhan Bilgen “Hayır diyerek Erdoğan’ı demokratik bir biçimde durdurabilmek mümkündür ve zorunludur.” Demiş. Biraz geç kalmadınızmı.? 7 Haziran seçimlerinden sonra MHP’yle koalisyon yapacak kadar, o da tutmayınca hendek ve çukurlarla iç savaş provasını sahneye koymaya kadar giden Erdoğan düşmanlığınız sayesinde; daha ileri, daha demokratik, daha katılımcı ve özgürlükçü anayasa yapmayı aklınıza getirmediniz veya aklınıza sahip çıkamadınız. Zaten ne demişti eski sözcü; ‘Seni başkan yaptırmayacağız”. Siyasetçi halkın istemleri için siyaset üretemiyorsa zaman içinde yok olmaya mahkumdur.Referandum sonunda taşlar yerli yerine oturacak, 2019 dan sonra da başka bir Türkiye’ye doğru yol alacağız. Başka derken kendisinin olan Türkiye, onun bunun yönettiği Türkiye değil.

                         GECİKMİŞ OLSA DA!

         Düzce’nin de içinde bulunduğu 141 ova, Resmi Gazete’de yayımlanan “Bazı ovaları Büyük Ova Koruma alanı olarak Belirlenmesine İlişkin Karar” ile “Büyük ova Koruma Alanı” ilan edildi.Bundan sonra Düzce’de inşaatlaşma duracak ve Düzce Ovasının tamamı tarıma açılacak.Tarım ve Hayvancılık önemli bir sektör haline getirilecek. Aslında bu karar daha önce alınması gerekirdi; önümüzde Çukurova, Bursa ve Adapazarı ovaları bakın ne hale geldiler.Birinci sınıf tarım alanına sanayi kuruluşu kurmak, geleceğimizi yok etmekle eş değer, gerçi kısa vade de iyi bir şey yaptığımızı zannediyorsak da aslında mezarımızı kazdığımızın farkında değiliz.Bu kararı alanlara canı gönülden teşekkür etmek her Düzce’linin borcudur bu böyle biline.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol