1960 lı yıllarda Türkiye’den binlerce insan çalışmak için Almanya’ya işçi olarak gönderildi.Gerçi Anadolu köylüsü için Almanya’ya işçi olarak gitmek  hayatını bir nevi garantilemiş oluyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan bölünmüş olarak çıkan Almanya, yeniden ayağa kalkmak için ucuz işgücüne ihtiyacı vardı. Bunu da Türkiye, Yunanistan,Yugoslavya gibi ülkelerden sağlamaya çalışıyordu.O günleri hatırlarım; Münih istasyonunda gelen işçiler törenle karşılanıyordu.Yazları tatile gelirken üst başları düzelmiş, başlarında tüylü fötr şapkaları, omuzlarında teypli radyolarıyla caddelerde piyasa yaparken; şehirliler küçümseyen bakışlarla, köylüler gıptayla bakarken herkesin ağzında Alamancılar gelmiş, Alamancılar gitmiş muhabbetleri gırla giderdi.Çoğu kimse bilmezdi; sabahın köründen akşamın karanlığına kadar en ağır işlerde çalıştıklarını, çoğu bekar olarak gittikleri için  hangar görünümlü  koğuş vari meskenlerde yüzlercesinin bir arada yattıklarını.

         Nerden aklıma geldi 57 yıl öncesinin Alamanya macerası; gerçi Almanya macerasının başlangıcı daha eskilere dayanır. İttihatçıların iktidara gelmesine destek veren Almanya olmuştur.İngilizlerin ve Fransızların Osman’lıyı yok etmelerinin önüne geçmek için Alman’lara yanaşan İttihat’çılar Osmanlı’nın sonunu getiren 1.Dünya savaşına Alman’ların isteğiyle girmişlerdir.O günün cuntacılarının başında olan Enver paşa tek başına karar vermiş, sonradan da Talat ve Cemal paşayı bilgilendirmiş.Sadrazam Sait Halim Paşanın haberi olmamıştır.İşte bizdeki Alman’ya hayranlığı buradan gelir.Savaşın sonunda bu cuntacılar Alman denizaltısıyla Almanya’ya kaçmışlardır.İkinci Dünya Savaşı’na bizi de yanına almak için çok uğraştılarsa da Sayın İnönü  Türkiye’yi bu maceraya sürüklemedi.Fakat İttihatçı’lardaki bu Alman hayranlığı devam etti. Almanya’nın en büyük sıkıntısı sömürgelerinin olmayışıydı, 1.ve 2. Dünya savaşlarının çıkmasının ana nedeni sömürge sahibi olmak istemeseydi.Fakat iki savaşı da kaybetti, hatta savaşın sonunda ikiye bölündü. Huylu huyundan vazgeçermi, yayılmacı politikasını devam ettirmeyi sürdürdü.Bunu da ABD’nin Avrupa’daki kolu olarak destek gördü ve Ortadoğu’da rol almaya başladı.

                       İÇİMİZDEKİ ALMANCILAR!

       Yukarda işçi olarak gidenlere Alamancı derdik; bunlar emekleriyle alın teriyle yaşamını sürdüren insanlardı.Buna karşılık ülkemizde aydın, gazeteci ,işveren ,asker-sivil bürokrasi, politikacı ve çevreci olarak bilinen Alman’cılar varmış, onları da son zamanlarda tanımaya başladık.Hatta bize verdikleri silahları nerede, ne zaman kullanacağımıza bile onlar karar veriyordu.İstanbul’a üçüncü hava limanının yapılmasını Alman’lar istemezken; bizim gezi devrimcileri de karşı çıkıyorlardı.Bergama’da altın çıkartılmasına karşı çıkılması için milyarlarca para harcıyan Alman vakıflarının gerçek amacı ortaya çıktı. Alman Vakıflarının iç yüzünü anlatan Doç.Dr.Necip Hamlemitoğlu’nun ‘faili meçhul’ bir cinayete kurban gitmesi, Mit tırlarının DEAŞ’e silah yardımı yapıyor diyerek Dünya kamuoyuna Türkiye’yi jurnallayan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olan Can Dündar’ın Almanya Cumhurbaşkanı tarafından sarayda ödüllendirilmesi ve geçici Almanya pasaportu verilerek medya kuruluşuna yönetici olmasını nasıl izah edebiliriz. Ayrıca 17-25 Aralık ve 15 Temmuz kalkışmasında yer alan darbeci Fetö’cülerin, Almanya’nın bu hainlere kucak açıp, teröristleri istememize rağmen geri göndermemelerine ne diyelim.Peki bu kaçanlar; ALAMAN’cı değil ALMAN’CI içimize sokulan beşinci kol faaliyetlerinin kadrolu elemanları.

              ALMANYA’DA HAYIR DİYOR!

      Türkiye ayakları üstünde durmaya çalıştıkça ve kendisine yeni projeler çizdikçe; daha düne kadar Türkiye’yi yönetenler çileden çıkmaya ve eski konumlarına tekrar kavuşmak için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar.Avrupa’da 3,5 milyona yakın seçmen var, en fazla seçmende Almanya’da.Referandum çalışmaları için Almanya’ya gitmek isteyen Adalet Bakanı sayın Bozdağ’ın ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin konferans vermesine yasak getirildi. Halbuki PKK’lı teröristlerin çalışmalarına karşı çıkmadılar hatta destek verdiler.Almanya’nın bu yasakçı tavrını Hollanda ve Avusturya hükümetleri de uygulamaya başladı.Peki soruyorum Hayır diyenlere; bu ülkelerin referandum çalışmalarına müdahale etme hakları var mı? Bunlar Türkiye’yi bizden daha çok mu seviyorlar. Yalnız yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim, sayın Baykal Almanya çalışmasını iptal etmiş, bu da Alman’cılara ders olsun.

                    GEL DE GÜLME! 

     Ana Muhalefet Partisi Lideri sayın Kılıçdaroğlu’nun canlı radyo proğramında referanduma neden karşı çıktığını bakın nasıl anlatıyor.’Referandumdan Evet çıkarsa; Cumhurbaşkanı ayrı seçilecek, Başbakan ayrı seçilecek, böyle olunca ikisi arasında tartışma ve kavga çıkması mümkün’ diyor.Ne demeli; seçimlerde oyunu kullanamayan,merdivene tersten binen, referandumun niçin yapıldığını bilmeyen, Kağıthane’ye Kağıttepe diyen Muhalefet liderinden ne hayır gelir Allahaşkına.Kendisi miting yapmıyor, referandum sonucu partinin başına geçmek isteyen Yalova milletvekili sayın Muharrem İnce şehrimize geliyor.

   Sayın Muharrem İnce halka siz teröristmisiniz diye soruyormuş, niye derseniz hayır diyenler terörist demişlerde.Peki PKK, FETÖ,DHKP-C, DEAŞ referanduma Evet mi diyor, Hayır diyor.CHP’de hayır diyor; peki o zaman sormazlar mı insana ey CHP’liler sizin hayırla, bu teröristlerin hayırları arasında nasıl bir fark var.Banane diyemezsiniz; zaten bu vaziyet sizi zora sokmakta, hem bu da yeni değil.Demokrasi düşmanlarıyla aranıza kesin sınırlar koymadığınız sürece bu vebalden kurtulamazsınız. Son haber olarak sayın İnce’nin bir TV proğramın da söylediklerine bakarmısınız; ‘Esed benim Türkiye’de 3,5 milyon vatandaşım var, ben orada miting yapacam derse ne yapacaz’. Sanki Avrupa’daki işçileri Türkiye’deki Suriye’li mültecilerle aynı görüyor.Aslında aklınca Almanya’nın yasağı savunuyor, seni Alman yanlısı ulusalcı seni.

             DİNİME SÖVEN MÜSELMAN OLSA!

      Geçen gün çok fazla küfür eden, nefret tohumları saçan bir gazetenin en küfürbaz gazetecisi kendisine gönderilen bir mail üzerinden ne diyor biliyormusunuz.’Lütfen seviyeyi düşürmeyin’. Seviyesi deniz seviyesinin altında olan adamın seviye düşkünlüğüne ancak acı acı gülünür.

     8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

   Bugün Dünya Kadınlar günü; tüm kadınların öncelikle yaşam haklarının sağlanması, son zamanlarda yaşanan kadın cinayetleri ve taciz olaylarının sona ermesi dileğiyle tüm kadınların günlerini kutluyorum.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol