Yaşananlara bakıldığında değişimin bu kadar hızlı ve insanları ters köşeye yatıracak durumların yaşanması karşısında şaşırmamak elde değil. Gerçi bazıları ben dün ne dedimse, bugünde aynı şeyleri savunuyorum dese de inanma. Buna birkaç örnek verebilirim.17-25 Aralık’a kadar Fetullah Gülen Cemaatine hergün küfredenler; bu tarihten sonra cemaatin bir numaralı savunucusu oldular.Kürt sorununu çözmek için İmralı’yla görüşmeler yapılmasını vatana ihanet ve ülkenin bölünmesi için gerekçe gösterenlere bakıyorsun açıktan PKK-PYD sevdalısı olmuşlar. Hatta daha da ileri giderek PYD’nin Türkiye’ye zararı olmaz diyenlerle, PYD’ile anlaşalım diyenler mi ararsın? Her sözün başında kahrolsun ABD emperyalizmi diye ajitasyona başlayan sözde ‘solculara’ bakıyorsun; PKK’ya, PYD’ye silah yardımı yapan ABD’ye dost ülke muamelesi yapıyorlar. Buna karşılık anti emperyalist politika üreten AK Parti ve Erdoğan’a akıl almaz hakaretleri yapmaktan da geri kalmıyorlar.Bazıları da ABD’ye karşı İncirlik’i kapatalım, Nato’dan çıkalım diyecek kadar da ABD’ye sözde düşmanmış gibi görünmeye çalışıyorlar. ABD’deki Fetö’cüler Erdoğan’ın gezisini iptal ettirmek için vargüçleriyle çalışırlarken, içerdeki uzantıları da Erdoğan’a gitme diye gaz veriyorlar.Kendisine liberal denilen hamfendi bakın ne diyor; “Erdoğan’ı çok şımarttılar, Beyaz Saray’a davet etmek büyük hataydı”.Bu yazı pazartesi akşamı yazıldı, Çarşamba günü yayınlanacak.Bu sırada Erdoğan-Trump görüşmesi tamamlanmış olacak. Hadi bakalım hayırlısı. ABD’nin bu değişimi çok iyi okuyacağını umuyorum.

21 Mayıs’ta Erdoğan’ın AK Parti başkanlığına gelmesiyle siyasete yeni bir vizyon getirmesi merakla bekleniyor. Bunu yalnız AK Parti’liler değil muhalifler de bekliyor. %51.4 bize verilen oy değil derken bu oranı %60 lara nasıl çıkartırız diye projeler üretecek olması yeni değişimlerin habercisi olarak algılanıyor. Yenikapı ruhu fazla yaşamadı ama 2002 Ak Parti zihniyeti yeniden vücut bulabilir. Bu yeni yaklaşım Hayır cephesini de arayış içine soktu. Fakat en büyük sıkıntı  bırakın bu oranı artırmayı,aynı şekilde korunması nasıl sağlanacak. Refah partisinin kapatılmasında baş rol oynayan CHP’nin Saadet Parti’siyle, 1990 lı yıllarda İçişleri Bakanlığı yapan Akşener’in DEP’lilerin meclisten çıkarılırken alkış tutması ve 17.500 faili meçhulün sorumlularından olması, Madımak olayında Temel Karamanoğlu’nu baş tertipçi olarak suçlayanlarla, K.Maraş katliamındaki Ökkeş Şendiller’in ‘solcularla’ bir araya gelmesi nasıl sağlanacak. Eğer değişimi zihniyet üzerinden yapamazsanız, siyasi olarak yok olmaya mahkumsunuz.Bakın; tarihin siyasi mezarlıklarına bunlarla doludur.

YERLİ MAKRON YARATMA

Geçen Pazar günü Fransa’da yapılan ne sağcı, ne solcu olan liberal görüşlü eski Sosyalist parti üyesi Emmanuel Macron rakibi aşırı sağcı Marine Le Pen’e karşı ikinci tura kalan seçimleri kazandı. Bu sonuçlara baktığımız zaman demokrasi açısından sevindirici ama unutulmasın muhalefet ırkçı bir parti, bu da Avrupa’nın gelecekten pek umutlu olmadığının göstergesidir diyebiliriz.

Macro’nun seçilmesinin bir örneğini bizde yaşarmıyız hesaplarını yapanların piyasaya çıktığını görüyoruz. Bizim yerli Macron’a ihtiyacımız yok, 15 yıldır ülkeyi yöneten ne sağcı, ne solcu, demokrat muhafazakarım diyen yılların politikacısı. Onun için çakma Makron’lara gerek yok.Gerçekten değişime ayak uyduracağım diyorsanız yeni sisteme uyum için; öncelikle zihniyetinizi değiştireceksiniz, tam demokrat olmalısınız, partinizi ve teşkilatınızı yeniden yapılandırmalısınız. Ve en önemlisi; gelecek projelerinizi hazırlayıp halka sunmanız gerekecek.Eğer hala aynı zihniyette devam ederseniz, yani değişime ayak uyduramazsanız dinazorlar gibi yok olmak zorunda kalırsınız.

ATATÜRK TOPLUMUN ORTAK DEĞERİDİR

Yıllarca halkın üzerinde boza pişirenler kendi pisliklerini gizlemek için Atatürk’ü maalesef kalkan olarak kullanmışlardır. Bilhassa darbe dönemlerinde her yere Atatürk büstü dikerek halkın Atatürk sözcüğünden soğumasına neden olmuşlardır.Bakın darbecilerin ilk sözlerine ‘Atatürk ve İnkılapları’ diye başlayan,idamlarla,işkencelerle, tutuklamalarla devam eden uygulamalarına Atatürk’ü meze yapmışlardır. Atatürk kurucu başkanımız olmasına karşın, bir siyasi parti tekeline alıp onun üzerinden sürekli oy devşirmeye devam etmiştir. Sözde Atatürk’ü %25 den başka seven yokmuş gibi. Buna karşılık bazı guruplarda Atatürk aleyhinde yayınlarla toplumda var olan kamplaşmayı derinleştirmeye çalışmaktalar.Hani derler ya, zamanlama manidar gerçekten manidar; Türkiye küresel güçlerin kuşatması altına alınmak istendiği, hatta darbenin destekçilerinin kimler olduğu açığa çıktığı şu günlerde, küresel güçlere karşı oluşan yerli ve milli ittifak güçlerini parçalamayı hedeflemek istedikleri aşikar.Bir yandan Atatürk’çüyüm diyenlerin bazıları, FETÖ darbecilerinin, PKK sevicilerinin, küresel güçlerin yanında yer alırken.Bazıları da Türkiye’nin yanında yer alıyorlar. Amaç bu oluşan yerli ve milli blokun parçalanmasıdır.

Atatürk bu ülkenin artık çimentosu olmuştur ve kimsenin tek başına sahip çıkıp siyasi rant elde etmesine izin verilmeyecektir.Dün bazı çevrelerin Atatürk düşmanı diye hedef gösterilenler bugün rahatlıkla Atatürk’e sahip çıkıyorlar.Böylece oynanmak istenen oyun bozulmuştur.

ELİ ÖPELİSE ANNELER!

Her annenin eli öpülmeli, ben de 1985 de kaybettiğim annemi hala unutamadım ve hala sıcaklığını hissediyorum.Medyada gündeme gelen iki anne var ki; gerçekten cennetlik desem yeridir.Adı Nilgün Çiçek; 17 yıldır engelli çocuğunu okula getirip, götürmüş, Muratcan bilgisayar mühendisi olmuş, Amerika’da burs kazanmış, anne Amerika’da rahat etmesi için 55 yaşından sonra ehliyet almış ve İngilizce öğrenmiş. İkinci annemiz Muş Zafer Mahalesinden Hanife Çelik; beş çocuğundan 3’ü engelli, yıllarca onları yalnız bırakmamak için sokağa çıkmamış, Muş valiliği tarafından yılın annesi seçilmiş. Belki buna benzer yüzlerce ve binlerce anneler var.Hepsinin ANNELER GÜNÜNÜ kutlarım.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol