Hayatta bazı kavramlar vardır vazgeçilmezlerdir. Hak, hukuk, adalet, barış, insan hakları gibi daha da sayabiliriz.Kime sorsan ben hak, adalet, barış istemiyorum demez.Yıllarca hapishanelerde ders verdim, en azılı katil bile anlatıyor,anlatıyor, hocam hani adalet diyor.Ondan ötesini siz düşünün.

        14 Haziran günü Mit Tırları davasında casusluk suçundan 25 yıl hapse mahkum olan CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasından dolayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a kadar bu tutuklamayı protesto etmek için ‘Adalet’ yürüyüşünü başlattı. Yürüyüş başlamadan bir takım kuşkularım vardı. Daha doğrusu bu yürüyüşten bir kaos çıkartabiliriz mi diye düşünenler vardı.Yaşanan gezi olayının toplumda yarattığı travmanın sonuçlarını unutmadık. Gezideki emniyet güçlerinin provakatif tutumları şimdi daha iyi görülmekte. Fetö’cü polisler olsaydı yol boyu neler, neler yaşanırdı kimbilir. İçişleri Bakanlığını kutlamak gerek, ayrıca yürüyüşü organize edenleri de.

      Yürümekle istenen amaç neydi; Berberoğlu serbest mi bırakılacaktı? Bırakılmayacağını Kılıçdaroğlu’da biliyordu.Aslında yürüyenlere ve destek verenlere sorulsaydı; Berberoğlu ne suç işlemiş diye,şunu inanarak söylüyorum çoğunun bundan haberi yoktur.CHP tabanını çok yakından tanıyorum.Gerçekten yurtsever insanlardır,lakin casusluk suçu işleyen Berberoğlu’nu savunduklarından değil, bir an evvel Erdoğan’dan kurtulabilirmiyiz derdindeler.Yıllarca CHP seçmeni Erdoğan ve AK Parti düşmanlığıyla beslendi. Sanki intikam alması için oğlunu sürekli kışkırtan Aliye Rona gibi.Bunu fırsat bilen PKK’nın sivil uzantıları, Fetö darbecileri, zeminlerini kaybetmiş hala kendilerini sosyalist, kominist gören radikal unsurlar, sözde milliyetçi batının savunucusu olan beşincikol faaliyetlerinin Soroz’cuları ‘Adalet’ diye bağırmaya başladılar. Bilen bilirde; bu ülkede yıllarca adalet 4/4 lük yaşanmış da bu aralar arazi olmuş sanki, şunu da demek istemiyorum dün yoktu, bugünde olmazsa olmasın. Bir ülkede adaletin olabilmesi için o ülkenin demokratik bir anayasaya sahip olması gerek.Gelin demokratik bir anayasa yapalım denilince bin dereden su getirenler,lafta adalet,hak, hukuk,barış gibi kavramlarının içini doldurmuyorlar.O nedenle bu çağrıları yapanların dün ne yaptıkları önemlidir. Sur’da hendekleri,çukurları savunanlar, biz sırtımızı PYG’ye,PYD’ye dayıyoruz diyenler barışı ve demokrasiyi nasıl savunurlar.15 Temmuz darbesini gölgelemek için ‘Kontrollü Darbe’ diyenler demokrasiyi nasıl savunurlar.Darbe gecesi darbenin başarılı geçmesi için dua edenler, sela seslerinden rahatsız olanlar demokrasiyi nasıl savunurlar.Gerçekten barışı, adaleti, özgürlüğü, insan haklarını istiyorsak önce demokrasiyi inşa etmek için kollrımızısıvayalım,elimizi taşın altına koyalım bakın o zaman Türkiye’ye neler oluyor.Türkiye’nin kurucu partisi emperyalist çevrelerin uzantılarıyla işbirliği nasıl yapar anlamakta zorlanılıyor.Alman ve İngiliz gazetelerine yazılar yazarak Türkiye’yi kötülemekle nereye varacaksınız, aklınızı başınıza alın.Başarmak için her yolu mübah görürseniz bu hırs sizi nereye götürür bilemezsiniz ama ulaşacağınız hedef bırakın sizi,ülkeyide kaosa götürür aman dikkat…

       Sayın Kılıçdaroğlu ikide bir darbenin siyasi ayağını soruyor, insanın hoşuna da gitmiyor değil, yalnız kurşunu ayağına sıktığının farkında değil. Darbe başarılı olsaydı hangi politikacılar göreve çağrılacaktı, tanklara karşı savaşanlar değil herhalde, darbenin seyrini TV den seyredenler çağrılacaktı.Bu konuda birkaç geçmiş olaydan bahsedeyim.

2007 de başlatılan Ergenekon ve Balyoz davalarının başlatılması için çuvallarla belgeyi Taraf gazetesine getiren Mehmet Baransu bakın ne diyor;”Beni askerlerle tanıştıran Enis Berberoğlu’dur.” demiş. Ayrıca Enis Berberoğlu’nun Mit Tırları kasetini ben almadım dediği söyleniyor.Zaman gazetesine ve Hürriyet gazetesine gidilip görüşmelerin yapıldığı kasetlerin Cumhuriyet’te yayınlanmasına karar verildiği söyleniyor.Ana muhalefet partisini milletvekili böyle önemli bir kaseti genel başkanının izni olmadan gazeteciye veremez, verirsen partiyle ilişkisi kesilir. Bakın bu kasetin yayınlanmasının ana nedenini kim ağzından kaçırıyor.”Bugün görüşülen bu dosya, R.T. Erdoğan’ın uluslar arası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanmasının ana zeminini oluşturan bir dosyadır aynı zamanda”. Diyen kim mi CHP milletvekili Engin Altay..Fetö örgütünü kollamakla, korumakla AK Parti ve Erdoğan suçlanmakta. Bakınız;  Mit müsteşarı Şankal Atasagun Mustafa Balbay’a ne diyor; “Şimdi belki size ters gelecek bu söylediğim ama şöyle yumruğu vurmadan bu temizlenmez.Biz Gülen olayını size aktardığımız gibi Başbakana da söylüyoruz. (ECEVİT) Bizi dikkatle dinliyor ötesi bizim işimiz değil.” Tarih 1.Ekim 1999 yılı.

      İki aya yakın yazı yazamamıştım, 2010 yılından bu yana yazdığım için oluşan borçluğu anlatamam, demek ki, virüs girmeye görsün.Tekrar buluştuğumuz için merhabalar.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol