2011 seçim sonuçlarını arkadaşlarla analizini yaparken; AK Parti yönetiminde görev almış, daha sonra hem belediye ve hem de milletvekili seçimlerinde aday olmuş arkadaşım; hocam bu durum bizim açımızdan iyi, hoş da AK Parti’ye karşı muhalefeti kim yapacak diye sorunca bende muhalefeti AK Parti’nin içinden yapılacak diye söylemiştim.

     Zaten ne olduysa 2011 seçim sonuçlarından sonra olmaya başladı.Seçimlere gitmeden Fetö’nün 100 e yakın milletvekili istemesine hayır denilmesiyle başlayan Gezi ayaklanması, 17-25 Aralık yargı darbesi, 15 Temmuz darbe girişimi, son olarak da ABD’nin vize yasağıyla devam eden AK Parti’yi yok etme girişimlerine devam ediliyor. Bütün bu yoğun olaylar sürerken Ana Muhalefet Partisi kendi başına politikalar üretme yerine eline tutuşturulan dosyalarla  muhalefet yapması demokrasimizin topal işlemesine neden olmakta. Çünkü bakıyorsun bir ara Fetö’nün peşi sıra giderken, bir ara darbecilerin, bir ara HDP politikalarını savunur duruma düşmeleri muhalefetin içler acısını ortaya koymaktadır. Yazıyı kaleme aldığım sırada yeni partinin kuruluş açıklamalarını dinledim. Bu da gösteriyor ki; hala muhalefet eksikliği devam etmekte, gerçi bu kurulan parti iktidar için mi kuruldu, yoksa başka hesap mı var onu da başka yazıda inceleriz. Biz konumuza devam ederken, biraz geriye gidelim derim.

        Rahmetli Özal Çankaya’ya çıkınca; parti iç çekişmelerle uğraşırken ana mecradan çıkartılıp yan yollara sapınca tekrar politikaya dönüp yeni bir parti kurmaya hazırlanırken yaşamını yitirdi.(Ölümünde kuşkular hala tartışılır) Ülkemizde demokrasi tam olarak kurumlaşamadığı için liderler çok önemlidir. Menderes, Özal ve son olarak Erdoğan buna örnektir.Menderes darbe yoluyla, Özal şaibeli bir şekilde yok edilirken yıllardır Erdoğan’ı da çeşitli yollardan tasfiye etmeye çalıştılar.Erdoğan bu politikaları dik durarak bertaraf ederek yoluna devam ediyor.Başkanlık sistemini getirmesi de geçmiş sistemin her zaman kriz oluşturduğu ve Türkiye’yi kaosa sürüklediği için, bu nedenle tekrar partinin başına geçerek bu yeni sistemi yerleştirmeye başlarken de önce partisinden başladı. Daha doğrusu muhalefetin yapamadığı muhalefet görevini de Erdoğan üstlendi. Partide il başkanları,ilçe başkanları, belediye başkanlarının istifalarını isteyerek partiye yeni bir devinim kazandırmayı amaçlayan politikalar üretmeye başladı.Yıllarca başta Ankara olmak üzere söylemediklerini bırakmayan muhalefet sözcüleri bakıyorsun Gökçe’yi,Topbaş’ı destekleyen sözler etmesi karşısında insan sormadan edemiyor.Kardeşim sen adam gibi muhalefet etmeyi ne zaman yapacaksın, Erdoğan’ın peşine takılıp her yaptığı şeyin arkasından gitmenin anlamı varmı. Hem adama demezler mi?. Sen kendi adamına sahip çıkmadın da, AK Parti’nin belediye başkanlarına sahip çıkmaya kalkıyorsun.Hala gol atma çalışmasını düşünmeyip ofsayttan gol atmaya çalışıyorsun ve hep taça atılıyon. Ne diyorlar başkanlar; biz partimize bağlıyız, biz liderimize bağlıyız, bizden size ekmek çıkmaz diyerek sırt üstü düşmekten kurtulamıyorsunuz.

             2019 seçimlerine kadar gerçekten demokrasiyi savunuyorsanız bu süre içinde yapmayı düşündüğünüz demokratik reformları getirin kamuoyunun önüne tartışalım, başta tabii yeni bir anayasa şart, ondan sonra Türkiye kimi tercih ederse onunla yoluna devam etsin.Yalnız şu unutulmasın; Türkiye başta ABD ve AB’nin haksız müdahalelerine maruz kalırken, sen Erdoğan düşmanlığından dolayı hık mık diyerek ABD ve AB’nin yanında yer almaya devam edersen senin bırak muhalefetliğin yerli ve milli oluşun tartışılır hale gelir. Bu da Türkiye için sağlıklı olmaz.Bırakalım artık bazı ulusal çıkarlarda başkalarıyla saf tutmayı.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol