20 Ocak’da başlayan Afrin harekatı tüm hızıyla devam ediyor. Sınır ötesinde oluşturulmaya çalışılan PKK koridorunun ve ilerde kurulması planlanan uydu PKK devletine engel olmak için bu harekat planlandı. Yoksa bazılarının sırf harekatı baltalamak için Suriyelileri kurtarmak için çocuklarımız boş yere şehit oluyor demelerine bakmayın.Bunlar gerçekten ya cahil, ya da ihanet içindeler. Harekattan önce Rusya, İran ve Irak’la yapılan görüşmelerde mutabakat sağlanarak, sınır güvenliğimizi sağlamak için Afrin’e harekat başlatıldı. Başta ABD, PKK, PYD, İsrail, Suudiler, Mısır diktatörü ve Körfez ülkeleri harekata karşı çıktılar. İç kamuoyunda yapılan anketlerde ise halkın %89’u Afrin harekatını destekliyor.Ana Muhalefet Partisi Afrin harekatını destekliyoruz çağrısını yaptıktan kısa bir süre sonra, bazı partinin üst yöneticileri ÖSO’ya terör örgütü diyerek kafaları karıştırmaya çalışmaları da gözden ırak tutulmamalı. Kılıçdaroğlu’nun da Afrin’e girmeyin açıklamasıyla, ABD’li yöneticilerin Afrin’de daha fazla ilerlemeyin demecinin çakışmasını nasıl izah edersiniz.

    Hafta sonu Ankara’da yapılan HDP Kongre’sinde yapılan konuşmalara ve kararlara bakılırsa, kongre Ankara’da değil de, sanki Afrin’de yapılmış zannedersiniz.Kongrede konuşmaya başlayanların ilk sözleri biz barış istiyoruz, savaşa karşıyız, savaşı biz bitireceğiz gibi söylemlerimi işitince, insanın kendisine Dünya Barış Kongresinde miyiz sorusu sorarsa şaşmayalım. Peki demezler mi; çözüm sürecini başlatan ve yürüten hükümeti zor durumda bırakmak için masayı deviren kimdi. Suruç provokasyonunu bahane ederek 2 polisi enselerinden vurarak barışı çöpe atan PKK değil miydi? Arka kapıdan Fetö’cülerle görüşüp, seni başkan seçtirmeyeceğiz diyerek, tüm çözüm karşıtlarıyla el ele veren siz değil misiniz? Ondan sonra da AK Parti hükümeti çözüm istemiyor diye şehirleri hendek ve çukurlarla doldurup halkla hükümeti karşı karşıya siz getirmek istemediniz mi? Sağduyulu Anadolu halkı Türküyle, Kürdüyle bu oyuna gelmedi. Çözüm Afrin’de değil,İmralı’da diyen siz değil misiniz? Halktan umudunu kesenler Avrupalı dostlara çağrı yapıyorlar. Yıllarca dünya halklarını sömüren bu dostlarınız değil mi? PKK’lıları gerilla diyerek özgürlük savaşçısı gibi gösterenler gerçekten aymaz durumdalar.İki kutuplu dünyada ABD ve Batı Emperyalizmine ve onların işbirlikçilerine karşı savaşanlara gerilla deniliyordu.Nasıl olur da ABD’nin destek verdiği terör örgütü elemanlarına gerilla diyorsunuz.ABD emperyalizmine kafa tutan Türkiye’ye karşı savaşanlara nasıl gerilla dersiniz. Bunlara gerilla denmez, dense, dense Kontrgerilla denir, ABD’nin maşalarına..

       Hiç sıkılmaz, hiç utanmaz mısınız .Ne CHP kongresinde ne de HDP kongresinde bir Allah’ın kulu çıkıp da; heyyyy Amerika senin Suriye’de ne işin var demedi. Bırakalım HDP’yi, CHP kongresinde bir Allah’ın kulu da çıkıp PKK, PYD terör örgütüdür demedi. Siz Türkiye halkını ne zannediyorsunuz, bütün bunları seçimlerde karşınıza fatura olarak koyacaktır, hiç merak etmeyin, o zaman nerelere gideceksiniz bakalım.

                        

  22.Ocak’ta şehit olan Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’ın şahadet haberinden sonra alacaklı olanın şehit ikramiyesine ve emekli maaşına haciz koydurması kamuoyunda infial yarattı. Halk galeyana geldi. Gerçi güvenlik güçleri olayın büyümesine meydan vermediler. İşin en acıklı tarafı da, şehidin telefonuna gelen haciz mesajıydı. Koyun can derdinde, kasap et derdinde misali. Ailesine sabırlar versin,şehit kardeşimize de Allah rahmet eylesin diyorum.Haciz koyanlarla, şehidimizi katledenler maalesef aynı zihniyetin temsilcileri, yazıklar olsun!

              SENDE Mİ BRÜTÜS?

 Afrin konusunda önüne gelen bir şeyler söylüyor.Yok efendim; bataklığa girmeyelim, Afrin’de duralım, Suriyeliler için mi savaşıyoruz gibi sözler..Afrin konusunda ağzını açmayan eski Genel Kurmay Başkanı Afrin’de başarılı adımlar atılmaya başlanınca bakın ne diyor; “Afrin’de Mehmetçik çatışıyor,askerimiz çatışıyor, şehit oluyor. Asker çatışırken, şehit olurken siyasidir falan gibi söylemlerin tartışılma zamanları değildir”. Diyerek sözde askerleri koruma adına hükümetle asker ayrı yapılarmış gibi göstererek eyyamcılık yapmaya çalışıyor. İlker Başbuğ efendi, eline sopa alıp hükümetlere ayar verdiğin zamanlar tarihe karıştı. Sen orduyu kullanarak politikanın göbeğindeydin. Şimdi ise ordumuz milli iradenin emrinde asli görevini yapıyor. Afrin kararını alan devletimizdir, hükümetimizdir. Sahada uygulayan da ordumuzdur. Siyasi iradenin kararı olmadan, arkasında desteği olmadan hiçbir şey yapılamayacağını bilmene rağmen, bazı çevrelerin sözcüsü durumuna düştüğün için Erdoğan’ın dediği gibi ‘Yazıklar Olsun’ demenin tam zamanı diyorum. Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol