2002 de işbaşına gelen hükümetin önünde iki büyük sorun vardı. Birincisi askeri vesayetten kurtulma, ikincisi de PKK’nın tasfiyesi. 2007 de 27 Nisan e-muhtırasına sert yanıt verilmesiyle başlayan mücadele anayasa değişikliği ile sona erdi. İkincisi ise PKK sorunuydu; uygulanan yanlış politikalar sonucu halk bir nevi PKK’nın kucağına itilmişti. Halkın demokratik taleplerinin arkasına saklanan PKK’nın bu silahını almak gerekirdi. Hükümetin üst üste yaptığı reformlarla halkın güveni kazanıldı demokratik bir ortam oluştu. Fakat ne yazık ki; bu reformları muhalefet partileri ülkeyi bölüyorsunuz diye karşı çıkarken, PKK’da Kürtleri kandırıyorsunuz diye karşı çıkıyorlardı.Kamuoyunda Oslo görüşmeleri adıyla bilinen Mit yetkililerinin PKK yöneticileriyle görüşmesinin basına sızdırılması kötü niyetin apaçık göstergesiydi. Sonradan basına sızdıranların Fetö’cülerle PKK’lıların olduğu saptandı.Bu gün hala hükümet PKK’yla görüştü diye suçlanıyor. Dünya’da terörü bitirmek için ne yapıldıysa bizde onu yapacaktık. Her neyse; 7 Haziran seçimlerinde 80 milletvekili kazanan HDP lideri Demirtaş’ın ilk demeci ‘Seni öldürmeyeceğiz, yargılayacağız’ oldu.Kime söylüyor ‘Kürt sorunu’nu çözmeye çalışan, elini taşın altına koyan Erdoğan’a, adama tabanca dayasalar söylenmeyecek sözler bunlar. Ondan sonra gelsin çukurlar, hendekler, bombalar, saldırılar, bir yandan da DEAŞ’ın devreye sokularak göz gözü görmez hale getirdiler bölgeyi. Kendilerine sosyal demokratım diyenler de hendeklerdeki arkadaşlarına destek veriyorlardı. 1Kasım’da bölge halkı gerçeğin farkına vararak milletvekili sayısını düşürdü. Hendekler sivil halka zarar verilmeden terörden temizlendi. Buna karşılık ‘Barışseverler’ PKK’ya destekten geri durmadılar. İşin ilginç tarafı hendeklerde görev yapan askerlerin büyük bölümünün darbeci generallerin olduğu ortaya çıktı. Ülke içinde darbe yiyen PKK, PYD, PJG adıyla Suriye’de faaliyetlerini hızlandırdı. Silahların bırakılmasına ramak kala çözüm masası devrildi. Aynı çevreler hükümeti suçladı, halbuki barışa yaklaştıkça bazı kalemler ABD sizi destekliyor niye ve niçin barış yapıyorsunuz diye Kandil’e kadar gittiler. PKK’da kulaklarına ne üflendiyse ‘Devrimci Savaş’ı başlatıyoruz diye Türkiye’ye savaş açtı.’Barış’çılardan Allah’ın bir kulu da ne yaptığınızın farkında mısınız demedi. Hatta bu iş iç savaşa kadar gider, ya da darbeye zemin hazırlar diye ellerini oğuşturuyorlardı. Amaç Türkiye’nin güvenliği, huzuru falan değil, yeter ki Erdoğan indirilsin. 7-8 Ekim olaylarıyla iç savaş provası yaptılar ama Kürtler bu oyuna gelmedi, PKK’ya mesafeli durdular. Bizim insanımız ister Türk, ister Kürt, ister Çerkez ve ne olursa olsun kendisi için çalışan insana ihanet etmez. HDP’liler tutuklanırken, kayyumlar atanırken HDP’ye kimse destek olmadı. Hala çözüm süreci konusunda hükümeti PKK’yla işbirliği yaptığı için suçlayanlar şunu görmezlikten geliyorlar. Bölge halkı 2.5 yıl barış sürecini yaşamasaydı kan gölüne dönüşürdü her yer, işte o zaman iç savaş tehlikesini yaşardık. İç savaşa umut bağlayanların dağlarına kar yağmış oldu.

         Aynı senaryo bu sefer Afrin olayında yaşandı. Suriye konusunda da her türlü diplomatik görüşmeler yapıldı, günler öncesinden bir gece ansızın gelebiliriz denildi. Hatta bazıları bunu numara yapıyor zannederek, ne bağırıyon gireceksen gir diye dalga geçmeye bile başlamışlardı.Çünkü hem ABD, hem de AB Afrin’e girmeyin diye tehdit ediyorlardı. Hatta onların içerdeki temsilcileri de ne işimiz var, Ortadoğu bataklığına ülkeyi felakete sürüklüyor diye veryansın ettiler.Hatta daha da ileri giderek ÖSÖ’yü terörist örgüt diye tanımlayarak Türkiye’nin teröre destek verdiğini söyleme edepsizliğini de yaptılar. Her söylediği sözler yalan olduğu için, daha büyük yalanları söylemek zorunda kalıyorlardı. Her konuşma onları dipsiz kuyunun derinliklerine fırlatıyor.Ordumuz zafer kazandıkça bu sefer de Afrin’e girmeyin orası EL-Bab’a benzemez diye felaket tellallığı yapmaktan geri durmadılar. Afrin ele geçirilince ordumuzun arkasındayız diyerek, asker seviciliği yapmalarına ne demeli. Ordunun arkasındaki siyasi iradeyi görmemezlikten gelemezsiniz. Ne diyorlardı; bizim için orası Vietnam olur, Rusya’nın Afganistan’ı, Fransa’nın Cezayir’i olur diyenler ya tarih bilmiyorlar, ya da birilerinin maşalığını yaptılar. Biz AFRİN’i işgal edelim diye girmedik, AFRİN’e biz girmeseydik AFRİN bize gelecekti.O zaman elinize kına yakardınız. Şimdi de MÜNBİÇ’e girmeyin orası AFRİN’e benzemez diyen koro aynen işbaşı yapmaya başladı bile. Şunu Dünya alem biliyor; bizim oraları işgal etme gibi bir niyetimiz yok, yalnız ülkemiz için beka sorunu nedeniyle bu maşalar temizleninceye kadar güvenliğimizi sağlamak zorundayız. Bakın, Suriyeliler ülkelerine dönmeye başladılar, PYD’ye  vatansever, ÖSÖ’ye terörist diyenlere ne desek az bile. Ülkemize silah çekenler adı ne olursa olsun teröristtir.Geçen yüzyılın gerillaları ABD’ye karşı silah kullanırlardı.Şimdi ise ABD’nin silahşörleri oldular.Nerden nereye? Afrin’de şehit düşenlere Allah’tan rahmet gazilerimize acil şifalar dilerim.Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol