Şöyle arkamıza yaslanıp da geriye baktığımızda yıllarca yapılan kumpaslar bazen hedefine ulaşsa da, 28 Şubat darbesinden sonra tezgahladıkları oyunlara bakıldığında karşımıza çıkan manzara gerçekten dramatik.

      Salt Erdoğan’ın önünü kesmek için uyduruk bir mahkeme kararını uyguladılar. Hapisten güçlenerek çıktı. 2007 de yapılacak CB seçimlerinde 367 engelini çıkarttılar, erken seçim, referandumla Erdoğan daha da güçlendi, başkanlık sisteminin getirilmesine neden oldu. Gezi kalkışması, 17-25 yargı darbesi, Mit krizi, Mit Tırları operasyonu, hendek çukur, iç savaş provası ve son olarak 15 Temmuz darbe kalkışmasının tek amacı Erdoğan’ı alaşağı etmekti. Zaten Erdoğan giderse AK Parti diye bir parti de varlığını sürdüremezdi. Fakat her yapılan kumpas geriye teperek, ceza sahasına giren futbolcuya yapılan faul penaltıyla cezalandırıldığı gibi, sürekli siyaset dışı yapılan operasyonlar da Erdoğan’ı güçlendirmekten başka bir işe yaramadı. En son erken seçim kararının alınmasıyla şoke olan iç ve dış muhalefet çevreleri alelacel kumpas kurmaya kalksalar da, kumpasları kuramadan göçtü. Ne yaptılar CHP’den 15 milletvekili İP’ ye transfer edildi. Ayrıca SP devreye sokularak Karamollaoğlu CHP-İP arasında mekik dokuyarak sayın Gül’ün adaylığını kabul ettirmeye çalıştı. Hatta buna Kandil’le birlikte Pensilvanya’da katkı sundu.CHP’nin üst yönetiminin bir kısmının Gül’e bu kadar hayran olduğunu kimse tahmin edemezdi. Ama bilmedikleri bir şey vardı. Bugüne kadar hiçbir zaman ve hiçbir olayda tek başına tavır koyamayan Sayın Gül bu konuda da aktif tavır gösteremedi. Ne dedi ; muhalefetin geniş mutabakatı olursa görevden kaçmam, lakin o geniş mutabakat sağlanamadığı için adaylığım söz konusu değil dedi. Günlerce sayın Gül’ün ağzına bakanlar, dün küfrettikleri Gül’e başladılar yeniden küfretmeye. Kurmak istedikleri komplo ellerinde patladı. Eeee, ne demişler; kötü düşünen kötü yolda kalır.

     Bazıları da Akşener’in tavrına bakarak, hani Pensilvanya karar veriyordu, bakın olmadı, demek ki; Akşener FETÖ’nün adamı değilmiş diyerek, Akşener’i temize çıkarmaya çalışıyorlar. Bir bakıma cambaza bak hikayesi; Fetö’nün adamları habire, demeçlerle Akşener’e destek veriyorlar. 15 milletvekilinin verilmesi, sonra ihtiyacım yok denmesi hepsi bir senaryonun parçaları. Yalnız içerdeki siyasi muhalifler değil, Beyaz Saray ve AB yöneticileriyle birlikte TÜSİAD’da erken seçim kararına karşı çıktılar. Hatta seçimden kaygı duyuyorlarmış beyefendiler. Fransa’da Ohal varken, Mısır’da sıkıyönetim altında yapılan seçimlerden rahatsız olmayanlar nedense söz konusu biz olunca rahatsız oluyorlarmış, varsın olsunlar. Yapılan her kumpas Erdoğan’a yarıyor, zayıflatacak, eritecek diye yapılan her operasyon, bilakis Erdoğan’ı büyütüyor.Artık bu seçim son olsun, her parti kendi politikası doğrultusunda çalışmasını yapsın.Daha dün deseler ki;  ‘Bölücü’ HDP ile Laik İP, ‘Şeriatçı’ Saadet Parti’yle, ‘Laik-Kemalist’ CHP yan yana, üstüne üstlük darbeci Fetö’de Pensilvanya’dan destek çığlıkları karşısında çoğu kişi küçük dilini yutardı herhalde.İşte gelinen manzara bu maalesef.

                 AK PARTİ’NİN DİKKATİNE

     Bugüne kadar yapılan seçimlerde verilen oylar sayın Erdoğan için veriliyordu. Gerçi Ak Parti’nin varlığını da yadsımamak gerekir. Bu seçimlerde yalnız Erdoğan’ın başkanlığıyla birlikte milletvekili seçimleri içinde oy kullanacaz. Seçmenlerin bazıları Erdoğan’a oy verecem ama AK Parti’yi düşünmüyorum söylemlerini görünce; niye diye sormadan edemiyorsun. Verdikleri cevaba bakınca durup düşünmek gerekiyor.15 yıldan bu yana ülkeyi yöneten AK Parti kadroları haliyle yıprandı, yanlışları oldu, muhalefetin basiretsiz duruşu rehavete düşürdü, velhasıl AK Parti seçimlere girerken silkinip, meclise taşıyacağı kadoları sık eleyip, sık dokuyarak listelerine almalı. Halkla teması olmayan, tepeden bakan, seçimlere kadar yüzünü görmediklerimiz insanlar ben adayım diye sahneye çıkıyorlar. Bizim oralarda bir söz vardır; “Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz” derler. Dikkatinizi çekerim; 24 Haziran’da CB’lığını kaybederlerse parlamentoda sayısal üstünlüğü sağlayıp, hem Erdoğan’ı çalıştırmayıp, hem de kaos çıkartarak ülkeyi yaşanmaz hale getireceklerine şüphe yok.Bu nedenle AK Parti mecliste  çoğunluğu sağlamak için tüm önlemlerini almak zorunda.Gerçi Erdoğan 24 Haziran’dan sonra daha çok demokrasi, daha çok özgürlük ve daha çok adalet sözleriyle çıtayı yükseltti. Zaten kumpasçılara karşı en büyük mücadele, şeffaf, açık, demokrat yaklaşımlar olursa başarı kazanılmış olur.Gerçi Cuma günü yayımlanacak manifesto bize 24 Haziran sonrası için yapılacaklar hakkında bilgi verecektir. Güvenlik sorunu çözüldükten sonra demokrasinin önünde hiçbir engel kalmayacaktır.Kalın Sağlıcakla.

     

  • Abone ol