Ülkenin egemenleri (Sınıfsal anlamda) toplumları rahat yönetebilmek için, toplumun farklılıklarını zenginlik olarak görme yerine, bilakis toplum için düşmanlık üreterek, kutuplaşma yaratarak, zıt kutuplar halinde çatışmacı anlayışla daha rahat yönetiriz hesabı içinde olurlar. Türkiye’deki siyaset bu temele oturtularak yıllarca insanlar çatıştırıldı. Önceleri gerici-yobaz- medeni- çağdaş, daha sonraları sağcı-solcu, şeriatçı- laik gibi kamplara bölerek her türlü dümeni çevirdiler. AK Parti’nin iktidara gelişiyle kamplaşma alabildiğine artırıldı. Hatta insanlar yaşam biçimlerine müdahale edileceğini ve bir gece ansızın ‘Şeriat’ın geleceğini beyinlere kazıdılar. Kamplaşma o kadar basite indirgendi ki başı kapalılar yobaz gerici, başı açıklar modern ve çağdaş şablonuna oturtuldu. Daha geçenlerde kafede yaşananlar bunun en çarpıcı örneğidir. Seçimler yaklaşırken toplumu daha da germek için ellerinden ne gelirse yapacaklarının sinyallerini verdiler. Fakat hesaplamadıkları çok güzel bir olayla kurgulanan senaryolar çöpe atılıverdi. Ne oldu; müzisyen Fazıl Say’ın annesinin ölümü nedeniyle taziyede bulunan sayın Erdoğan Fazıl Say tarafından konserine davet edildi. Erdoğan, eşi, bakanlarının tümünü ve hatta Türkiye’ye resmi ziyaret için gelen Amerikalı senatörle birlikte konser izlemeye gitmesi, konser sonunda Fazıl Say’ın ayakta alkışlanması, Erdoğan’ın sevgili Say diyerek iltifat etmeleri karşısında aylarca kopartılan Erdoğan ve Fazıl Say kapışmasından medet umanlar hayal kırıklığına uğradılar. Medyada başlayan Say’a karşı linç hareketlerine karşılık, Say’ın açıklaması bu fanatiklere verdiği cevabı beklememişlerdi.

  Fazıl Say açıklamasında; “Hayatta Fazıl Say hatalar yapabilir, Erdoğan’da yapar.İnsanız hata yaparız, hatadan dönmek hatayı düzeltmek ise erdemdir, insani bir durumdur. Ben bu uzlaşı kapısının aralandığını hissettim, bu ilk buluşmanın Beştepe’de değil, benim konserimde olması gerektiğini direttim. Ülkemizde kültürün sanatın özgür olması, toplumsal uzlaşıların umut ışığı yakması    gerekmekte. Bakın; yerelden evrensele Türkiye’de herkesin medarı iftiharı olabilecek yerlere varabiliriz”diyerek uzlaşmanın önemini vurgulamış oldu. Kutuplaşmaya hayır, uzlaşmaya evet diyoruz. Bundan yalnız Erdoğan ve Fazıl Say kazançlı çıkmaz Türkiye kazançlı çıkar. Zaten Erdoğan bu çıkışıyla seçim döneminde tansiyonun yükselmesini isteyenlerin elinden en önemli silahını alıverdi. Özgür Özel gibiler bayağı şaşkınlık yaşadılar dersem yalan söylemiş olmam. Yarasalar aydınlıktan hoşlanmazlar, karanlık insanlar için kötülük üretilen zamanlardır. Bu nedenle karanlığa karşı aydınlıktan yana olmak şarttır.

      IRKÇILARA TOKAT GİBİ BİR UYGULAMA

    Irkçılık insanlık düşmanı bir siyasettir. Bu siyaset insanlara kan ve göz yaşından başka hiçbir şey getirmemiştir. Irkçılık deyince ilk akla gelen uygulamalar Nazi Almanya’sı ve ABD’de yaşananlardır.

Milyonlarca Yahudi katledilirken, ABD’de ise siyahlar yüzyıllarca insan yerine konulmadılar. Acı ve gözyaşı döktüler. Bugünlerde batıda ırkçılığa varan milliyetçilik tehlikeli boyutlara doğru yol almakta iken, manşetlere bir haber düştü. Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Anayasa’yı koruma Teşkilatı (BfV) Başkan yardımcılığına Türk kökenli Sinan Selen’in getirilmesiydi. Bu haber hem Alman dazlaklarına, hem de Türkiye’de Suriyeli düşmanlığı üzerinden ırkçılık yapanlara atılan okkalı bir şamardı. Alman politikacılarını kutluyorum. Kalın Sağlıcakla.

  • Abone ol