İç ve dış güvenliğe öncelik veren ve bu alanlarda dünya ölçüsünde başarılı olan bir yönetimi hiç aksatmadan demokratik seçimle işbaşında tutmak, bilinçli bir topluma özgü başarıdır...


Tablo ortada

Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar gibi üç kriz bölgesinin tam merkezinde bulunan Türkiye'nin yaşadıklarını hiç unutmayalım. 1984'te başlayan PKK terörü ve daha sonra Irak ile Suriye'den bize yansıyan diğer terörist akımları Suriye'deki iç savaş izledi. Bu dönemlerde hem Yugoslavya'daki iç savaşa hem de Bulgaristan'daki Türklere karşı uygulanan politikalara tanık olduk. Sovyet İmparatorluğu'nun çöküp dağılmasının Azerbaycan'a nasıl yansıdığının sonuçlarını bugün Ermenistan'la savaşta görüyoruz.

Dış tehditler
Türkiye'ye dönük dış kaynaklı tehditler hiç bitmedi. FETÖ'nün içerideki eylemlerini Amerikan destekli 2016 darbe teşebbüsü izledi. Sözde Arap Baharı'nın bölgedeki yansımaları, Mısır demokrasisinin Sisi darbesine kurban edilmesine kadar dayanmadı mı? Sonuçta şu anda Irak da Libya da bölünmüş ülkeler konumundalar. Suriye ise bir başka perişan ülkedir.

Başardık
İşte Türkiye'de Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti yönetimi, Türkiye'yi bu coğrafyanın acı kaderinin dışında tutmayı başardı... Tabii ki her şey mükemmel değildir. Örneğin dış kaynaklı komplolar ekonomiyi vururken, bunların üzerine bir de koronavirüs salgını ile gelen ekonomik yıkıntılar yaşandı. Ama yine de Türkiye'nin alt ve üst yapısını yenileyen büyük yatırımlara hiç ara verilmedi.

Kıymet bilelim
Söylemek istediğim ortada... Türkiye sahipsiz ve kaderine terk edilmiş bir ülke değil. Yarına dönük hedefleri de iç ve dış güvenliğine ilişkin kararlılıkları da var. Bu tablonun kıymetini bilmeliyiz. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın ülkeleri ile bizi farklı kılan şey işte bu kararlılığımızdır. Ve bu durum gerçek zenginliğimizdir.

  • Abone ol